Bu başlık altında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Kanunu kapsamındaki yasak alanların mevzuat ve uygulama bakımından hatalı ve eksik kısımlarının değiştirilmesi için yapılan yasal mücadeleler anlatılacaktır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün geçmişte kolluk kuvvetleri(Sahil Güvenlik Komutanlığı, Jandarma vb) personeli tarafından zaman zaman yanlış yorumlara sebebiyet veren Dalışa Yasak alanlar ile ilgili 4 Nisan tarihinde sormuş olduğumuz Bilgi Edinme Başvurumuza 07 Mayıs 2008 tarihinde cevap vermiş olup, yazı aşağıda ki gibidir.
Bu kararla geçmişte bir çok yanlış anlamaya sebebiyet veren husus aydınlatılmış ve bu karar Sualtı Avcıları camiasında büyük sevinç yaratmıştır. Çünkü bu mevcut yasanın aslına uygun doğru yorumunun bundan farklı değerlendirilmesinin hatalı olacağı tarafımızca düşünülmekteydi.
Ancak bu kararın sevinen tarafları olduğu gibi, bu karadan hoşnut olmayan çevrelerde olmuştur. Bunların arasında Sahil Güvenlik Komutanlığı başta yer almış olup, bu kararı geriye çevirtmek için izlediğimiz yol olan, konunun ilgili birimlerine başvurularak verilen yazıdan farklı bir karar alınması için muhtelif gerekçeler öne sürülmüştür. Bunun içinde Kanunun ”Tam uygulanması ve Kurumlar arası uyum” gibi bir gerekçe ortaya atılıp sanki bu şekli ile Kültür varlıkları tam korunacak gibi bir iddia seslendirilmiştir.
Bu tür bir değişim olacağı haberi bize ulaştığı andan itibaren gerekli girişimler başlamış ve bir taraftan bu değişimin ilk başta belli olmayan gerekçeleri araştırılmaya başlanmış, sonrasında ise ilgili birimler ile temas kurulmaya çalışılmış, hatta bu konuyu derinine anlatan bir mektup yazmak sureti ile 1-Sn. Ertuğrul Günay’a mektup kısmında görebileceğiniz şekilde Kültür ve Turizm Bakanımız Sn. Ertuğrul Günay‘a bir mektup yazılmıştır.
Bu mektubumuza uzun süre beklenmesine rağmen bir yanıt alamadık. Burada bu mektubun ilgili Bakanımıza ulaşmadığı ya da yoğunluktan henüz bakılamadığı ihtimalini diğer ihtimallere üstün tutmak istiyoruz. Yoksa bu konunun önemsiz bulunmayacağını düşünüyoruz.
Bu esnada şifahen detayına vakıf olduğumuz tekraren yasaklatma yönündeki Bakanlık görüşünün yazı olarak yazıldığına ve tarafımıza ulaştığına şahit olduk.
Nitekim Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bu başvurunun ardından tekrar bir değerlendirme yapmış ve 16 Ekim 2009 tarihinde aşağıdaki genelgeyi yayınlamıştır.
Gelinen bu nokta itibari ile yaşananlar şaşkınla karşılanmış ve bu durum hem Sualtı Avcıları hem de bu işin mevzuatı kısmını düzenleyen Tarım ve Köyişleri Bakanlığında kafaları karıştırmıştır.
İlk kararın ardından Mevzuat değişikliğine giderek 2/2 Numaralı Amatör (Sportif) Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ‘de bu alan yasakları ile ilgili olarak şu değişikliğe gidilmiş iken,
(6) Kültür ve tabiat varlıklarını korumak amacıyla belirlenen ve 24 Eylül 2001 tarih ve 24533 sayılı Resmî Gazete’de koordinatları ilan edilen bölgelerde aletli dalış (SCUBA) yapmak yasaktır.
ifadesi yer almış ve Su Ürünleri Yönetmeliğinde de benzeri değişikliğin yapılması beklenirken bu defa alınan yeni karar olayı karmakarışık hale getirmiştir.
Bu haliyle bu kadar kısa süre içinde alınan bu birbirine taban tabana zıt iki karar resmi kurum ciddiyetine gölge düşürmüş ve ister istemez tarafımızca peşi bırakılmayacak bir noktaya gelmiştir.
Bu çerçevede Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile muhtelif görüşmeler yapılmış bu değişikliğin sebepleri sorgulanmıştır. Alınan cevaplar ise koruma işi ile ilgili birim olan Sahil Güvenlik Komutanlığının yasaklama isteğinin arkasında somut bir sebep bulunamadığı gibi, gerekçe olarak 2863 Sayılı Tabiat ve Kültür Varlıkları Kanunun ve onun ilgili yönetmeliği olan TÜRK KARASULARINDA SPORTİF AMAÇLARLA YAPILACAK ALETLİ DALIŞLARA İLİŞKİN YÖNETMELİK ‘in ‘‘Tam olarak uygulanması ve kurumlar arası uyum” gibi bir gerekçe ortaya konmuş olup bu tatmin edici bir cevap olmaktan uzaktır.
Bizler Kültür Varlıklarından ziyade, geçmişte bu mevzuatı yanlış yorumlayan, dalış çeşitlerini birbirinden ayıramayan personelinin eylemleri sonucu Hukuki ihtilaflara düşen ve yargının bozduğu İdari kararları sonrasında prestij kaybı yaşayan kurumun esas olarak kültür varlıklarını Tam olarak korumaktan ziyade ”kurumun zedelenen kurumsal itibarını” korumaya çalıştığını düşünmekteyiz.
Çünkü Amatör Sualtı Avcılarının bu alanlar için tehlike olabileceğini düşünmek, denizaltındaki varlıkların ne olduğunu bilmeden bunu iddia etmek akıldışıdır. Komutanlığın bunu bildiğini düşünmemekteyiz.
Zaten mevzuat bakımından bakıldığında, kanunda şu ifade yer almaktadır:
Su altında korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu bölgelerde, sportif amaçlı dalış yapmak yasaktır.
Oysa Yönetmelikte, ki bu bir Aletli dalış yönetmeliği olup Sualtı Avcıları esas olarak Aletsiz dalış yaparlar, şu ifade yer almaktadır.
Sualtında Korunması Gerekli Kültür ve Tabiat Varlıklarının bulunduğu bölgelerdi bilimsel çalışmalar dışında her türlü dalış yasaktır.
İşte bu ifade, Yönetmeliğin Amaç ve Kapsam kısımlarında belirtilen ALETLİ DALIŞ YÖNETMELİĞİ hususu göz ardı edilince, sanki her türlü dalışı yasaklayan bir hüküm olarak karşımıza çıkmaktadır.(Bakınız ilgili yönetmelik hükümleri)
Amaç
Madde 1 – Bu Yönetmeliğin amacı Türk Karasularında sportif amaçlarla yapılacak aletli dalışların esaslarını belirlemektir.Kapsam
Madde 2 – Bu Yönetmelik 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 35 inci maddesine göre Bakanlar Kurulu kararıyla tespit ve ilan edilen Su Altında Korunması Gerekli Kültür ve Tabiat Varlıklarının bulunduğu bölgeler ile askeri yasak bölgeler dışında sportif amaçla yapılacak aletli dalışların şartlarını kapsar.
Oysa Sualtı Avcılığı serbest dalış kategorisinde ALETSİZ bir dalıştır ve bunu da ALETLİ bir dalışın yönetmeliğinde bahsedilen her türlü dalış tanımına sokmak mümkün değildir.
Bu yönetmeliğin geçmişte yaratmış olduğu kargaşa ve hatalı yorumlar yönetmelikte yazan ‘her türlü dalış yasaktır’ yerine ‘her türlü aletli dalış yasaktır’ dememesinden kaynaklanmaktaydı. Bu defa bu yorum hatasına ilgili Bakanlık birimi düşmüş olup, kendi mevzuatını biraz da SGK’ığının etkisi ile bize göre hatalı yorumlamıştır.
İlk etapta bu dalışa tekrardan yasaklanmış olan Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma alanlarının niteliği ve Sualtı Avcılığının bu alanlar için tehlike olup olmadığı anlaşılmaya çalışılmıştır. Bakanlığa çevremizde bulunan ve pilot olarak seçilen 10 adet dalışa yasak alan için başvuru yapılarak bu alanların gerçekte ne tür nitelikte olduğu anlaşılmaya çalışılmıştır.
Bu yazıya 2-Kültür ve Tabiat Alanlarının içeriği hakkında bir Bilgi Edinme Başvurusu başlığından ulaşabilirsiniz.
Bu yazımıza 23 Kasım 2009 tarihinde bir cevap gelmiş olup, bu yazının detayına 3-Bilgi Edinme başvurusuna verilen cevap kısmından ulaşabilirsiniz. Burada kısaca Bakanlık ilgilileri bu dalışa yasak alan bilgilerinin sizlerle paylaşılamayacağı gibi bir cevap vermiş olup, bizlerin buraları için Amatör Sualtı Avcısının bu alanlarda gerçek bir tehdit olup olmadığını anlama gayretimiz boşa çıkmıştır.
Oysa elinde denizaltı derinliklerini gösteren harita ve ya Magellan MapSend programına sahip bir çok birey bu alanların derinliğini ve koordiantlarını çok kolayca bulabilir. Nasıl bir sır, nasıl bir gizem ve korumacılık anlayışı ise..!
Bunun üzerine Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne başvurarak, sorunun özünde yer alan, 4-Aletli Dalış Yönetmeliği Değişiklik Talebi için bir yönetmelik değişikliği başvurusu Amatör Sualtı Avcıları Derneği olarak 06 Aralık 2009 tarihinde resmen yapılmıştır. Yazının bir kopyası Tarım ve Köyişleri Bakanlığına da gönderilmiştir.
Israrla iddia edilen husus o dur ki, bu alanların hali hazırdaki gibi bir korumacılık anlayışıyla korunmaya çalışılması çağdışı bir davranıştır ve değiştirilmesi gerekmektedir. Bizler Amatör Sualtı Avcıları olarak, konuyu kendimizi ilgilendiren perspektiften değerlendirmekte ve camiamızın bu yöndeki taleplerini yansıtmaktayız. Bu yazımızda bunun haklı gerekçe ve detayları verilmiştir.
06 Aralık 2009 itibari ile göndermiş olduğumuz yönetmelik değişikliği talebimize ilgili birimden iki adet yanıt gelmiştir. Bunları 5-Yönetmelik değişikliği talebine gelen cevaplar kısmında bulmak mümkündür.
Bunlardan 28 Aralık 2009 tarih ve 245703 yazıda;
1) İlgili alanlarda Kültür ve Tabiat varlığı bulunduğundan dalış yasağı uygulaması yapıldığı,
2) Bu uygulama kapsamı olarak Her türlü dalışın bu kapsama girdiği,
3) Bununla ilgili olarak söz konusu alanlarda, Bakanlığı ilgili kurum ve kuruluşlar ile gözlem ve görüş alışverişine devam ederek sorunları çözmek yönünde çalışmaların Bakanlık programına alıdığı gibi detayının bilinemediği üstü kapalı bir yanıt verilmiştir.
Bunu 08 Ocak 2010 tarihli bir başka yazı gene benzer bir içerikle gönderilmiş olup, bunun üzerine bu alanda yapılması istenen değişikliklerin net olarak ifade edilmiş olduğu bir yazı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne iletilmiştir. Bu yazıda(6-Yönetmelik değişikliği talebi konusunda 2. yazı)sonuç olarak, sonuç ve İstem kısmında aşağıdaki istekler belirtilmiştir.
SONUÇ :
1) 16.10.2009 tarih ve 198212 numaralı yazının geri çekilerek, 07.05.2008 tarih ve 81242 numaralı yanıt yazısında açıklanan durumun tekraren geçerli Kurum görüşü olarak yayınlanmasını,
2) Mevzuatta karışıklığa sebebiyet veren ‘‘Türkiye Karasularında yapılacak olan aletli dalışlara ait Yönetmelik’’ deki ‘Bilimsel amaçlı dalışlar dışında kalan her türlü dalış’ ifadesinin ‘Bilimsel amaçlı dalışlar dışında kalan her türlü ALETLİ dalış’ olarak düzeltilmesini
3) Gerektiğinde, bu bölgelerde Dalışa Yasak ile ilgili yaptırımların Kültür Bakanlığı Mevzuatında net olarak yer almasını,
4) Tarım Bakanlığı Mevzuatı olan 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu ve yönetmeliğinde bu alanlar ile ilgili ilave bir yaptırımın yer almamasını, gerekir ise sadece buna atıf yapılmasını,
5) 24.09.2001 tarih ve 24533 sayılı, 22.12.2001 tarih ve 24618 sayılı, 06.02.2002 tarih ve 24663 sayılı Resmi Gazetelerde bu alanlar için verilmiş olan Noktasal Koordinatlara sadık kalınarak bu alanların sahile kadar uzatılmış olan haritalarının uzatmaları ortadan kaldıracak şekilde düzeltilmesini
6) 24.09.2001 tarih ve 24533 sayılı, 22.12.2001 tarih ve 24618 sayılı, 06.02.2002 tarih ve 24663 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış bulunan bölgelerin Tehdit ve Risk analizlerinin yapılarak, bu tehdit ve risklerin gerek lokasyon gerek tehdit unsuru olarak ayrıca değerlendirilip, genel yasaklamalar yerine, Bölge ve Varlık ile yasaklanan faaliyet bazında (“Aletli – SCUBA- Dalışa Yasak Alanlar” ve “Aletli-Aletsiz Her Türlü Dalışa Yasak Alanlar”) şeklinde bir düzenlemeye gidilmesini,
7) Bunun için şu kurullardan oluşacak
- Kültür ve Tabiat Varlıkları Genel Müdürlüğü( Kültür ve Turizm Bakanlığı)
- Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü(Tarım ve Köyişleri Bakanlığı)
- Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi
- TSSF
- Üniversiteler ve onların Sualtı Arkeolojisi ve Su Ürünleri Bölümleri
- Dernek ve Vakıf pozisyonunda ilgili Sivil Toplum Örgütleri
- Kolluk Kuvvetleri (SGK, Jandarma, vs.)
bir Sempozyum tertip edilip, muhtemel bir yasaklamanın tüm bu kurumların görüşleri dikkate alınarak hazırlanmasını
Bu iş ile ilgili olarak Kültür ve Turizm Bakanlığından çağrı ve isteklerimize cevap verecek bir eylemi beklediğimiz açıktır. Buna paralel olarak, bu konuda ki tüm yazışmalarımız Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile paylaşılmış olup, bu önerilerimiz ve isteklerimiz içinde yer alan hususların her iki Bakanlığın parça parça olarak ve temelde eşitlikten uzak olmayan tek bir mevzuatı ile ilgili Bakanlığın mevzuatında düzeltilmesini talep ediyoruz.



“(6) Kültür ve tabiat varlıklarını korumak amacıyla belirlenen ve 24 Eylül 2001 tarih ve 24533 sayılı Resmî Gazete’de koordinatları ilan edilen bölgelerde aletli dalış (SCUBA) yapmak yasaktır.” – aletli dalış sadece SCUBA değildir. Nargile ile dalış ticari olarak en çok yapılan aletli dalış türüdür tebliğe eklenmesi gerekir.
Sonuç 1′e yorumumu daha önce de yapmıştım. Kültür ve Turizm bakanlığının 1 kanun ve 1 yönetmeliği değiştirilmeden tersine yorumlar , yazılar veya görüşler yapılamaz. yapılsa bile daha önce olduğu gibi hatadan geri dönülür. Böyle çözüm kanuni olmaz.
Sonuç 5′e konusunda yaptığınız başvurulara verilen cevaplara istinaden böyle zorlama çıkarımlarla olaya yaklaşmanız bence hatalı. Bakanlığın verilen koordinatlarla kıyıyı birleştiren hattı kastettiği aşikar iken hayır koordinatların içerisinde kalan alan fikri gereksiz zorlama bence. Ama oraların yıllar önce hangi koşullarda değerlendirilerek belirlendiği, ve en önemlisi trol ve gırgır gibi dibi tabiatını değiştiren avlanma yöntemlerine açıkken serbest dalıcıya yasak olmasının mantığı tekrar değerlendirilmeli.
Bu sıralar gündeme gelen scubacılara ve diğerlerine ayrı dalış alanları ayrılması gibi bir düşünce varken ve bu alanlar belirlenmeye çalışılırken alanlar konusunda bahsedilen sorunların çözümü de belki daha rahat gerçekleştirilebilir.
Sayın Deepbluesar,
2/2 Amatör Tebliğde esasen yazması gereken, Kültür ve Turizm Bakanlığının 07.05.2008 tarihli yazısından sonra daha önce bu bahsin yer aldığı Su Ürünleri Yönetmeliğini değiştirmek için, Bakanlık ilgilileri ön bir tedbir olması ve Tebliğ değişiklikleri daha hızlı olduğu için, bunu tebliğde bu şekilde değiştirmeyi uygun gördüler. Gönül isterdi ki, hem bu metin SCUBA hakkında hüküm vereceği yere Amatör Avcılık bakımından burada bir yasaklama yoktur desin, hem de bunu Su Ürünleri Yönetmeliğinde yapsın şeklinde olmalıydı. Ancak Bakanlığı takdiri maalesef bu şekilde değil diğer şekilde oldu. Tam Yönetmelik değişikliği beklenirken(ki ilgili birmler bunun yapılacağını ifade etmişken), Kültür ve Turizm Bakanlığı çelişik bir yazı ortaya koyunca ortalık iyice karıştı.
Sonuç 1‘de istenen, bir istek paketinin bir parçasıdır ve nihai şeklin ilgili TÜRK KARASULARINDA YAPILACAK ALETLİ DALIŞLARA AİT YÖNETMELİK‘te yapılması gerektiği açıktır. İlgili kanun ve yönetmeliğin açık açık yazılıp geçmişte doğan ihtilafları engeller mahiyette olması gerekirdi.
Bu şekliyle tereddüte mahal verdiğini kabul ediyoruz. Ancak 1300cc Arabaların yarışında, 2000cc araçların yönetmeliğinde yazan, işte gaza şurada şu kadar abanmak yasaktır yazısını alıp da bunu 1300cc motorlu araçlar içinde uygularım demek neyse, bugün için o kanun ve yönetmeliği bu şekilde yorumlamak aynıdır.
Sonuç5 için yaptığımız zorlama olmayıp, Resmi Gazete’de yayınlanmış olan koordinat noktalarının çizimi sonucu ortaya çıkan alanların haksız bir şekilde kıyıya kadar uzandığı açıktır.
Eğer kıyıya kadar uzayacak olsaydı, tıpkı Deniz Askeri Yasak Bölgelerde olduğu gibi Koordinat Noktasının yanında ‘SAHİL’ ibaresi bulunması gerekirdi.
Oysa ben bu haritaları çizen ilgili kişi ile konuştuğumda, kendisinin işe yeni başladığı dönemlerde bu işin acemisi olduğunu belirttiği sebebiyle ve dolayısıyla hatalı yorum yaptığını düşünüyorum.
Ayrıca bu alanlar Deniz Askeri Yasak ve Özel Güvenlik Bölgeleri gibi Sahil ile birleştirilmesi gerekmeyen ve bir batık ile ilgili yerlerdir.
SCUBA’cıların istekleri şu an için TSSF’de görüşülen bir konu olup şu an için ilgili Bakanlığa ulaşmış bir husus yoktur.
Değerlendirmenize sunarım
Saygılarımla
Sorun yönetmeliklerden kaynaklanmıyor. Sorun 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunun 35. maddesinde geçen “Bu bölgelerde, sportif amaçlı dalış yapmak yasaktır” ibaresinden kaynaklanıyor. Bu ibare değişse tüm yönetmelikler, tebliğler ve görüşler mecburen değişecek. Sorunun kaynağını değiştirtmeden haklıda olsanız daha önce olduğu gibi sonucu değiştiremezsiniz.
Aslında Kültür bakanlığına bilgi edinme kanunu çerçevesinde yaptığınız ilk başvurnun cevabı olan görüşten anlaşıldığı üzere bu bölgelerin yasaklanmasında serbest dalalanlar hedeflenmemiş. Trole, gırgıra, hertürlü avcılığa ve dip tabiatını dalmadan bozan işleme açık fakat nefesiyle avlananlara bile yasak olması saçma ve düzeltilmeli. Ayrıca yıllar önce yapılmış doğruluğu tartışılır seçilmiş bölgelerin yeniden değerlendirilmesi gerekli diye düşünüyorum. Bu iki konuda toplu hareket etmek lazım. Kültür bakanlığına baskı yapmak lazım. Yoksa bu kanunun içeriği değişmeden saçmalık sürer gider.
2 hafta önce Dış İllişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kürşat TÜZMEN TRT de yayınlanan bir dalış programında tüm dalgıçların aynı yerde daldığından dalış yerlerinin çok kalabalık olabildiğinden ve bir düzenleme ile dalış okullarına kendi bölgelerini vermekten söz ediyordu. Ayrıca dalış okullarının son zamanlarda kendi resiflerine sahip olma gayretleri ve harcamaları da kayda değer bir şekilde arttı. Bu bölgelerin korumasıda onlara verilecek. Kesinlikle avcılık yapılamayacak. Bana düzenlemeler çok uzak değil gibi geliyor.
Sayın Deepbluesar
Kavramların neyi kastettiği konusu bu kadar esnek, onu yorumlayanlar bu kadar katı olunca, Kanunda yazan “Bu bölgelerde, sportif amaçlı dalış yapmak yasaktır” metnine bakıp yaptığınız yoruma daha fazla tartışmamak için itiraz etmeyeceğimizi ama bizim Amatör Sualtı Avcısı olduğumuzu ısrarla bahsetmekten vaz geçmeyeceğimizi belirtmek isterim.
Bu yasakları ortaya koyan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi ilgilileri SCUBA için bile çok abartmışız dediği yerde, bunun bu şekilde yorumunu sanırım kamuoyunun takdirine bırakmak gerekiyor.(İstenirse ilgilinin iletişim bilgilerini özelinize bildirebilirim)
Sonuç olarak söylemek gerekir ise, bizler Sportif dalış değil, Amatörce Su Ürünleri İstihsali/Avcılığı yapıyoruz. İlgililerin bunun dışında yorumlarına biz katılmıyoruz, katılamıyoruz.
Siz diyorsunuz ki, bu yasakların Amatör Sualtı Avcılığına uygulanması saçma, ama Sahil Güvenlik Komutanlığı Bakanlığın sağladığı esnekliği gidiyor, bunu onlara da yasak olarak yorumlamanız gerekiyor diye Bakanlık ilgilileri ile görüşüyor ve baskı yapıyor.
Demiyor ki, şu yönetmeliğinizde yazan bizim kafamızı karıştırıyor, uygulama da sorun yaratıyor, bunu bildirdiğiniz yazı çerçevesinde yorumlayabilmek için yönetmeliği düzeltin diye.
Hangi yönetmelik, ALETLİ DALIŞ YÖNETMELİĞİ. Çünkü her türlü dalış yasak diyen yer orası..!
Sonuca bakınca Bakanlığın verdiği esneklik yazısı gidiyor ve yerine biz bu alanı tekrardan yasakladık diye bir yazı geliyor.
Evet bazı kanunlar kanun yapma tekniğine dikkat edilmeden, çok özen gösterilmeden hazırlanmış. Çok açık ve net değiller. Kolay kolay da değiştirilemiyor.
Peki bu durumda, ben bunu illaki bu şekilde yorumlarım diye ısrarcı olmak MUTLAK bir husus mudur? Bir Üniversitede uzmana sorsak acaba sizin dediğiniz katılıkta mı? yorum yapacaktır. Ben doğrusu buna ihtimal vermem.
Yok bunu yorumlayanlar Askerdir, onlar görev, işlev olarak esneklik taşımazlar diyorsanız, ben de diyorum ki, burası Sivil bir alandır dolayısıyla o zaman, sivil denetmenler istiyoruz.
Zaten bugün ki Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olan, Asker’in Sivil ile çok sık teması ve gereksiz yıpranması böyle ortaya çıkmıyor mu? Bunu belli kurumları yönetenlerin öngörüp bazı tedbirler alması gerekmiyor mu?
Sanıyor musunuz ki, Ordumuzun görevlileri ile karşı cephelerde yer almak, çok keyifli..! Asla değil, onların çalışma sistematiğini sorgulamak, iş yapış şekilleri ile ilgili yorumda bulunmak elbet istemiyoruz. Ancak şartlar bizi karşı karşıya getiriyor.
Çünkü bu alanlar sivilin yaşam alanları ve Savaşta da değiliz.
Bunları aklımız, mantığımız ile değerlendirmek insansı doğamızın bir gereği değil mi? Bunun için illaki Kılık Kıyafet değişikliği mi? gerekiyor.
Belki de bu yüzden bazı noktalarda bu kadar uzak oluyoruz, kim bilir?
Neden burada sağlanacak esnekliklerin HAYIR ve BARIŞ adına olduğu atlanıyor?
Sualtı Arkeologları bu alanların tamamına dalmışlar ve sadece Amfora için bir tehdit olabileceği gerekçesi ile bunu hazırlamışken(Kendi ifadeleridir), gündüz nefesi ile avlanan, Amatör olması sebebi ile azami 5kg limiti olan adam mı? çoğu kendi dalış sınırlarının ötesinde, derinlerde bulunan yerler için tehdit olacak..!
Hiç mi insaf edilmiyor?
Biz zaten bu siteyi dediğiniz baskının yaratılması için kamuoyu oluşturmak için hazırladık.
Bakanlığa her türlü enformasyonu verip buna katkı sağlamaya çalışıyor ve benzerini sizlerden de bekliyoruz doğal olarak. Ancak Bürokrasi işin içine girince bazı kurumlar kadar etkili olamadığımız ortada ve bu engeller yeterince gelişmemiş Demokrasi kültürümüzün bir parçası olarak karşımızda Dev gibi dikiliyor.
Umarım ki bunları kısa zaman içinde aşmak, sizlerin de desteği ile mümkün olabilsin.
Saygılarımızla
Mevzuattaki hatalararın yarattığı sorunlar karşısında sizinle aynı düşünmemize rağmen, uygulamada farklı düşündüğümüzden, sorunun çözümü için uzun zamandır doğru hedefi bulmanız konusunda size yardımcı olmaya çalışıyorum ama artık umudum kalmadı. Konuyu nerelere getirdiniz? Hayır, barış, insaf filan?
İstediğiniz tür denetmenler var zaten.
“bizler Sportif dalış değil, Amatörce Su Ürünleri İstihsali/Avcılığı yapıyoruz” demişsiniz bunu önce bu kanunu yapanlara kabul ettirin öyleyse. Böylece diğer bakanlıkta yönetmelik ve tebliğlerinde düzeltmek zorunda kalır. Sorun kalmaz.
aşağıdaki adresleri öneriyorum:
hukukmus@kulturturizm.gov.tr
kulturvarlikmuze@kulturturizm.gov.tr
http://www.kultur.gov.tr/TR/Genel/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF0D262A49C727F2320985DC0C84F0A463
Sayın Deepbluesar,
1) Sizin görüşleriniz itibari ile farklı düşünen bir kesimi buraya yansıttığınızı gayet iyi anlıyoruz. Bunu bize bir yardım olarak değerlendirmekten ziyade kendi görüşünüzü yansıtıyor olarak kabul ediyoruz.
2) Sizlerin de bizler gibi yorum yapmasını ise sadece DİLİYORUZ. Nasıl ki biz size bir EMPOZE yapma imkanına sahip değilsek, bunu siz de bize yapamazsınız. Zaten görüşlerin burada yansıtılarak amaca yaptığı hizmetler ortada.
3) Konunun geldiği yerin Sivil ve Askerin farklı çalışma ve düşünme sistematiğinde olduğunu siz görmüyorsanız benim de size diyecek başka bir şeyim yok. Dikkat ederseniz bu işi, bu mantık çerçevesinde geriye döndürtme talebi bir tek Sahil Güvenlik Komutanlığından geldi. Sonuç ise YASAKLATMA şeklinde tipik bir asker tavrı olarak karşımıza çıktı.
4) İstediğimiz tür denetmenlerin olması, bunu farklı değerlendiren denetmenlerden, birinin, diğerinden daha iyi ya da kötü olduğunu değil, esasında konunun nasıl da farklı farklı düşünüldüğünü ve nasıl da farklı uygulanabildiğini gösterme bakımından güzel bir örnektir. Yoksa işte felanca Vatan-Millet-Sakarya derken, diğerlerini basitçe görevi ihmal ediyor diye değerlendirmek mümkün değildir elbet.
Bu iş bir yerde yabancı dil çevirilerinde ki duruma benzedi. Aslına birebir sadık olan güzel değil, güzel olan ise sadakatten uzaktır diye bir ifade vardır.
İfade ve metne sadakat yapacağız diye özden sapılırsa bunlar kaçınılmaz oluyor. Öz ise tüm çıplaklığı ile ortada. Bu Mevzuat düzenlenirken kimse AMATÖR SUALTI AVCISI’nı düşünerek yazmadı o metinleri.
Günlük yaşamda bir çok iş için yorum yapmak ve yazılı metinden ziyade asıl özü anlamak ve ona uymak zorunda kaldığımız durumlar ile karşılarız. Bence burada bir ıskalama devreye giriyor. Ben bunun adına biraz felsefik bir değerlendirme yaptım, yoksa konunun farklı bir yere gittiği yok.
5) Çalışma dünyası farklı farklı düşünme, algılama ve uygulama sistematiğine sahip işlerden oluşur. Müzisyen, Ressam, Mühendis, Bilimadamı, Tüccar, Bürokrat, Hukuk Adamı, Kolluk kuvveti, gibi bir sürü çeşni yaşamda yer alır ve hepsinin iş anlayışı birbirinden farklılık gösterir.
Örneğin bir mühendis olarak bu MULTİ-DİSİPLİNER bir çalışma sistematiğini değişik uygulamalarda kullanmaktayım. Fizik, Matematik, Kimya gibi dallar bile FEN grubu altında iken birbirlerinden ciddi farklı çalışma, değerlendirme ve uygulama stilleri vardır. Değil ki Sosyal konular aynı olsun.
Dolayısıyla sizin yaptığınız yorumlara bakınca aynı iş için çalışan Sivil ve Askeri personelin bile farklılıkları ortada. Bizim sizin gibi düşünmememiz sizde umutsuzluk yaratıyor ise, bir benzerinin de bizde oluştuğu düşünülebilir. Ancak saygıda kusur etmeme adına sizinle ilgili Umutsuzluğa kapıldığımızı ifade etme şansımız ise maalesef yok.
6) Anlaşamadığımız hususlar olması normaldir, ancak bizimle ilgili umutsuzluğa kapılırken bile bize tepkiselleşip gidin görüşünüzü kabul ettirin o zaman, diyeceğinize, eğer gerçekten bu konuda samimi bir yardım duygusu içindeyseniz siz de elinizi bulunduğunuz yerden taşın altına sokarak yardımcı olabilirsiniz.
Takdir sizin.
Şu anak kadar yaptığınız katkılar için teşekkür ediyorum, artık sanırım bu konuyu okuyucuların takdirine bırakıp biraz geri çekilmek daha doğru olacak gibi. Bu sebeple muhtemel yazılarınız aynı çerçevede olursa cevap vermeyi düşünmüyorum, zira bu dar kapsamda ilave edecek bir nokta kaldığını düşünmüyorum. Umarım yanlış değerlendirmezsiniz.
Saygılarımla