6-Yönetmelik değişikliği talebi konusunda 2. yazı

T.C.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü

Konu   : Dalışa Yasak Sahalar ve Yönetmelik Değişiklik Talebi

İlgi      : B.16.0.KVM.0.12.01.00.222.19/3975 numara ve 08.01.2010 Tarihli yazı

Tarih   : 25.01.2010

Sayın Melik Ayaz,

Özet                                       :

1)           Dalışa Yasak Alan uygulamaları çerçevesinde, yakın geçmişte kolluk kuvvetlerinin zaman zaman mevzuat hükümlerini yanlış yorumladığı gözlenmiş ve Bakanlığınıza 14.04.2008 tarihinde Bilgi Edinme Başvurusunda bulunulmuştu.

2)           Bakanlığınızın 07.05.2008 tarih ve 81242 sayılı yazısında (Ek.1) Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nce 2863 sayılı Kanunda bahsi geçen Sportif Dalış tanımının SCUBA (Tüplü) dalış ile sınırlı olduğu, bu alanlarda Amatör olarak aletsiz (tüpsüz) dalış suretiyle Su Ürünleri avcılığı yapılmasında sakınca olmadığının değerlendirildiği belirtilmiştir.

3)           Dalış yasağını denetleyen kolluk kuvvetlerinden  Sahil Güvenlik Komutanlığı ise, bu alanların her türlü dalışa yasaklanmasını istemektedir.

4)           Bunun üzerine, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tekrar bir değerlendirme toplantısı yaparak 16.10.2009 tarih ve 198212 numaralı yazısında (Ek.2) bir önceki yazısının aksi yönünde görüş oluşturmuş ve tüm (aletli ve aletsiz) dalışların yasak kapsamında olduğunu belirtmiştir.

5)           Amatör Sualtı Avcıları Derneği, bu hatanın giderilmesi için 06.12.2009 tarihinde bir yönetmelik değişikliği talebi hazırlamış, bunu gerek Genel Müdürlüğünüze ve gerekse Su Ürünleri Kanunu’na göre yetkili ve görevli Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğüne sunmuştur.

Gelişme                                             :

Yönetmelik değişikliği talebine  yanıt olarak verilen 08.01.2010 tarihli ve 3975numaralı yazınız (Ek.4) incelenmiştir. Görüşlerimiz, aşağıda dikkatinize sunulmaktadır.

Genel Değerlendirme                       :

‘‘Türkiye Karasularında Yapılacak Olan Aletli Dalışlara Ait Yönetmelik’’ değiştirilmelidir.

Kurumunuzun 07.05.2008 tarih ve 81242 sayılı yazısında (EK.1), <<3386 ve 5226 sayılı kanunlar ile değişik 2863 sayılı Kanun’un 35. Maddesinde belirtilen Sportif amaçlı dalış tanımı kapsamına aletli dalışlar(SCUBA) girmekte olup, adı geçen bölgelerde, amatör olarak su ürünleri avcılığı yapılmasında bir sakınca olmadığı değerlendirilmektedir>> şeklinde bir yanıt verilmişti.

Sahil Güvenlik Komutanlığı Kurumunuzun bu görüşünden rahatsızlık duyarak bu durumu tekrar eski haline getirmek için kurumunuza başvurmuş, ‘‘Kurumlar arası uyum ve Kanunun tam olarak uygulanması” gibi bizlerce anlaşılması mümkün olmayan gerekçeler ile tekrar bu alanları Amatör Sualtı avcılığına yasaklatmak istemiştir.

Bilindiği üzere, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır.

Sahil Güvenlik Komutanlığı (SGK) Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması Hakkında Kanun ve Yönetmelikler çerçevesinde gerçekleştirdiği eylem ve işlemleri nedeniyle kişilerle Hukuki ihtilaflara düşmekte, SGK personeli Serbest Dalış ve Aletli dalışı ayırt edemediğinde, idari eylem ve işlemleri yargı kararları ile iptal edilmektedir. Dalış çeşitleri hakkında doğru bilgilere vakıf olmayan personelinin hukuka aykırı eylem ve işlemlerinin yargı organlarınca iptal edilmesi karşısında Kültür ve Tabiat Varlıklarını DEĞİL, “zedelenen kurumsal imajını” “koruma” gayreti içinde olduğu düşünülmektedir.

Kurumunuzun 16.10.2009 tarihli ve 198212 numaralı yazısından (Ek.2) sonra, ilgili yazıyı veren birimler ile yapmış olduğum görüşmelerde bu yasaklatmayı Komutanlık (SGK) istedi, biz de yaptık şeklinde bir değerlendirme yapılmıştır.

Sualtında ne olduğunu dahi bilmeyen Komutanlığın bu yasaklatma girişiminin Kanunu’nun Tam olarak uygulanması ile alakası olduğunu değerlendirmek mümkün değildir. Bu yasakların geçmişte mevzuata dahil edilmesine katkı verdiği anlaşılan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi ilgililerinden Sn XXXX ile yapmış olduğumuz görüşmelerde, kendilerinin son olarak alınan yasaklama kapsamı genişletmesinde bir katkısı olmadığı gibi, bu yasakların geçmişte çok abartılı olarak yapıldığını söylediklerine şahit olmuş durumdayız.

Doğaldır ki, bu kanunun tam olarak uygulanması, konunun derinliklerinden uzak bir komutanlık görüşü ile değil, bu Sualtı Arkeologları ve konunun tüm ilgilileri tarafından değerlendirilebilir.

SGK Serbest Dalış ve Aletli Dalışın personelince ayırt edilemediği yerde “kimse dalmasın”, “başı ağrımasın”, “kendilerine iş çıkmasın” şeklinde bir yaklaşım içinde olduğu değerlendirilmektedir. Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması  hedefleniyor ise aşağıdaki tüm birimlerin görüşünün alınması gerekmektedir.

1)      Kültür ve Tabiat Varlıkları Genel Müdürlüğü( Kültür ve Turizm Bakanlığı)

2)      Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü (Tarım ve Köyişleri Bakanlığı)

3)      Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi

4)      TSSF

5)      Üniversiteler ve onların Sualtı Arkeolojisi ve Su Ürünleri Bölümleri

6)      Dernek ve Vakıf pozisyonunda ilgili Sivil Toplum Örgütleri

7)      Kolluk Kuvvetleri (SGK, Jandarma, Deniz Polisi,  vesaire)

Alıntıların Değerlendirilmesi            :

1) Kanun metni gayet açık ve nettir. Şöyle ki:

Bu bölgelerde, sportif amaçlı dalış yapmak yasaktır’.

Bahsi geçen ‘Bilimsel amaçlı dalışlar dışında kalan her türlü dalış’ ifadesi ise Aletli dalış yönetmeliğinin bir maddesi olup, bunun kanunda bir değişiklik yapmadan, kanun bu şekilde uygulansın denmesi, Hukuken geçerli değildir. Genelge ve Yönergeler hukukun normlar hiyerarşisi bakımından Kanun ve Yönetmeliğin üzerinde olmadığı için, bu şekilde bir değerlendirme yasal değildir. Dolayısıyla 16.10.2009 tarih ve 198212 numaralı yazı (EK.2) Kanun ve Yönetmeliğin yapısını değiştiremez.

2) Kurumlar arasındaki fikir ve uygulama birliğinin sağlanmasından kastın, Sahil Güvenlik Komutanlığının şahsımın Bilgi Edinme kapsamında kurumuza sorduğu ve almış bulunduğu 07.05.2008 tarih ve 81242 numaralı yazıda(EK.1) belirtilen bu alanlarda ‘‘amatör olarak su ürünleri avcılığı yapılmasında bir sakınca olmadığı’’nı belirten yazıdan sonra, bu alanlarda amatör ve aletsiz dalış yapan sualtı avcılığını tekrar yasaklatma gayreti olduğunu görmekteyiz.

Anlaşılmakta zorluk çekilen husus, Demokratik, Laik sosyal bir Hukuk devletinde, hiçbir olağanüstü hal olmadığı halde askeri bir komutanlığın belli alanları sivillere tekrar yasaklatma gayreti ve bu yönde değerlendirme yapan kurumunuzun takdiridir.

Bu talep edilirken sadece ve sadece tuttuğu bir nefes ile dalan ve sualtında çok sınırlı bir süre kalabilen, sadece ve sadece amatör balık avcılığı ile ilgilenen bir grubun, geçmişte Tabiat ve Kültür Varlıkları bakımından hiçbir adli sicil sorunu yokken(!), komutanlık Amatör Sualtı Avcılarına dair Kültür Varlıkları bakımından bir suç işlemeye yönelik bir belge ortaya koymazken, Amatör Sualtı Avcıları zanlı ve potansiyel suçlu gibi gösterilmeye çalışılmaktadır.

Her kolluk görevi icra eden kurumda olduğu gibi insan varlığı bir suç potansiyeli gibi görülüp, bunların mümkün ise varlığını engelleme isteği şaşılacak bir durum değildir. Ancak suç potansiyeli olur, Kültür Varlıkları bundan zarar görür deyip, insanları yaşam alanlarından sürmeye kimsenin hakkı yoktur. Kolluk görevi yapmak zor ve meşakkatli bir görev olabilir. Ancak suç olmasın, işlenmesin diye belirli alanların suç oluşturmayan eylemler de engellenerek, topyekûn her türlü dalışa kapatılmasında hukuka uyarlık yoktur.

3) Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün uhdesinde yürütülen Su Ürünleri Yönetmeliğinde bu alanlar ile ilgili olarak şu tür bir ifade yer almaktadır:

‘Koordinatları Kültür Bakanlığınca tespit ve Resmi Gazete’de ilan edilen bölgelerde, sünger hariç, dalış yapılarak su ürünleri avcılığı yasaktır.’

Buradan görüleceği üzere, bu alanlara dalış tamamen yasak değildir. Bireylerin Sünger için daldığı gerekçesi ile, bu alanlara gerçekte olmasa bile (!) zarar verebileceği iddia edilebilir.

Ancak bu, asla bilimsel olmadığı gibi doğru bir tavırda da değildir. Kolluk koruma adı verilen bir faaliyetin yapılmasını, o alanı ülkesinin tüm vatandaşlarının dalışına karşı yasaklama yaparak sağlayacak ise, benzer bir mantık ile güncel yaşamda da sivil topluma sokağa çıkma suç oluşabileceği gerekçesi ile yasaklanmalıdır. Ancak Demokratik bir ülkede böylesine bir yasaklama yapılamaz. Bu tür uygulamalar genel olarak Militarist bir düzende sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde görülebilir.

4) Bugün için ülkemizde yapılan Demokratik Açılım faaliyetleri kapsamında Ayrımcılıkla Mücadele Kurulu kurulurken, bu tür bir ayrımcılığın yapılması anlaşılabilir değildir.

Aynı alanlarda şnorkel gözlük palet ile yüzmek ve elbisesiz dalmak sorun değilken, aynı bölgelerde yüzlerce plaj ve benzeri yer var iken, bu alanlara Gırgır Ağı, Trol ile Dip sürütme ağı ve benzerleri atılabilirken, hatta Balık Çiftlikleri kurulabiliyor iken, azami 15-20 metre derinliği  geçmeyen bir dalış aralığı bulunan amatör su altı avcılarına bu alanda avlanmalarının   yasaklanması anlaşılabilir değildir.

Bildiğimiz kadarı ile genelde Batıklarda genel olarak korunmaya çalışılan en genel unsur Amforalardır ve bahsi geçen tüm eylemler bu Amforalar için risk ve tehdit oluşturur.

Hele hele bu yasak alan kapsamında belirtilen koordinatlar, yasak alanı işaretleyen dış hatlar iken bu alanları Haritalarda görüldüğü gibi Sahile kadar uzatma gereği hiç anlaşılamamaktadır. Madem bu alanlar sahile kadar uzayacak, neden koordinat noktaları sahile kadar belirtilmez?

NOT: 24.09.2001 tarih ve 24533 sayılı, 22.12.2001 tarih ve 24618 sayılı, 06.02.2002 tarih ve 24663 sayılı Resmi Gazetelerde bu alanlar için Noktasal Koordinat verilmiş olmasına rağmen, ne yazık ki bu alanlar Haritaları hazırlayanlar tarafından inisiyatif kullanılarak, kimi yerlerde belirtilen koordinat noktalarının dışına taşarak kıyıya kadar uzatılmış, kimi yerlerde ise sadece bu koordinat noktaları içi alan olarak bırakılmış ve hazırlanan haritalara bu şekilde resmedilmiştir.

5) Bu bölgeler ile ilgili, Amatör Sualtı Avcısının bir tehdit olup olmadığını anlamak için içerik konusunda sormuş olduğumuz bilgi edinme sorularımıza maalesef net yanıtlar alamadık. Örnek bir yazı (EK.3) ile detaydan yoksun cevaplar, bizlerin bu alanlar için gerçekten bir tehdit olup olmadığımızı anlamak konusunda gayretimizi boşa çıkarmıştır. Oysa bizler bu alanların muhteviyat kısmı ile ilgili olmadığımız gibi sadece çok geniş sınırlarını içeren bu alanların gerçekte, hakikaten bu kadar geniş olup olmaması gerekliliğini anlama doğru ve temele oturtmaya çalışmaktayız.

Amaç: “Kanunu tam olarak uygulamak” ise; Kanun metni açıktır::

Su altında korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu bölgeler, ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılarak Kültür ve Turizm Bakanlığınca tespit edilir ve Bakanlar Kurulu kararı ile yayımlanır. Bu bölgelerde, sportif amaçlı dalış yapmak yasaktır, ikinci fıkra hükümlerine göre izin almak şartıyla araştırma ve kazı yapılabilir.

Bizler esas olarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Mevzuatı (2/2 Numaralı Amatör (Sportif) Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ) Madde 3/d:

Amatör sualtı avcısı: Gün doğumundan gün batımına kadarki sürede tebliğce ve güvenlik nedeni ile yasaklanmamış karasularımızda, kendi nefesi dışında ek bir hava kaynağı kullanmadan dalarak su altı tüfeği ve yardımcı ekipmanla su ürünleri avcılığı yapan kişi(ler)…

olarak tanımlanıyoruz.

Kültür Ve Tabiat Varlıklarının Korunması Hakkındaki Kanundan farklı olarak Aletli Dalış Yönetmeliğinde bahsi geçen husus ise sadece ve sadece bu yönetmeliğin Amaç ve Kapsamı ile sınırlandırılmış olup, Aletsiz dalış hüviyetindeki bizlerin yapmış olduğu Serbest Dalışı bağlamaz. Dolayısıyla:

Korunması Gerekli Kültür ve Tabiat Varlıklarının bulunduğu bölgelerde bilimsel çalışmalar dışında her türlü dalış yasaktır.

Bunun kanunun tamamlayıcı bir unsuru olarak değil, Aletli Her türlü dalışın yasak olduğu şeklinde düşünülmesi gerektiği açıktır.

Burada bahsi geçen Kanunun Tam olarak uygulanması konusunda SGK tarafından yapılan yorumların ilgili kanunun özü ve sözüne aykırı olduğu görüşündeyiz.

6) Burada ilgili kurum ve kuruluşlar ile kasıt kolluk kuvvetleri olarak sınırlı kaldığı müddetçe ve de Amatör Sualtı Avcılığı yapanların Kültür ve Tabiat varlıklarına somut tespit edilen bir zararı ortaya çıkarılmadıkça bu gözlemlerden bir sonuç çıkmayacağı açıktır.

7) Amaç Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması ise, Amatör Sualtı Avcılarının da temsil edildiği kurullar ve Üniversitelerin de katkıları ile yer aldığı bir çalışma ve gözlemler bütünü bunu açıkça ortaya koyabilir.

8 ) Yasaklanan Alanların koordinatlarının belirlenmesinde görev alan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi de burada en önemli taraflardan birisidir.. Kurum ilgilileri ile yaptığımız görüşmelerde, ilgililer bu alan yasaklarının son derece kıskanç ve aşırı korumacı bir anlayışla ve gerekli olandan çok daha fazla bir alanı içine alacak şekilde belirlendiğini belirtmektedirler.( Ref: Sn X, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürü)

9) Öyle yerler var olabilir ki, sadece denizde yüzen veya sığda yürüyen bile varlığı ile tehdit yaratabilir. Öyle de yerler var olabilir ki, burada SCUBA (Aletli Dalış) dışındaki faaliyetler hiçbir tehdit oluşturmayabilir. Bütün bu alanları herhangi bir ayrım gözetmeksizin dalışın her türü için  yasaklamak Konu, amaç ve maksat yönünden idari işlemi sakatlamaktadır. Hukuka aykırıdır.

Kurumunuzdan, Üniversitelerin temsilcilerinin de içinde yer alacağı bir kurul oluşturularak bu Dalışa Yasak Alanların, her birinin ayrı ayrı ele alınarak hangi tehditlere açık olduğunu belirlemesini ve yasaklama devam edecekse de mahiyetinin alan bazında özel olarak yapılmasını, Aletli Dalışa ve Aletsiz Dalışa açılabilecek alanlar varsa, buraların tespit ve ilanını talep ediyoruz.

10) Bu hususu daha da önce belirttiğimiz gibi bu alanlarda Aletli dalışa yasak ilanı dışında, kanunda bu alanlarda yapılacak aletli dalışları engelleyici ve caydırıcı husus yoktur. (Aksinin düşünüldüğü yerde bunun alana özgü olarak belirtilmesini önemle dileriz) Bu bizlerin Amatör Sualtı Avcılığı yapan bir sivil toplum örgütü olarak, zaman zaman kolluk kuvvetleri ile yaptığımız görüşmelerde, kolluk kuvvetlerince de ifade edildiği gözlemlenmektedir. 65-74 maddeler somut olarak Kültür ve Tabiat Varlıkları bakımından ‘‘tehdit’’ ile ilgili olmayıp, direk olarak bu varlıklara ‘‘zarar verilmesi durumunda’’ ne yapılacağını belirtmektedir.

Oysa Dalışa Yasak Alan belirlenmesi ve burada dalışın yasaklanması, bir “Tehlike Suçu” oluşturmaktadır.

Bir taraftan Amatör Sualtı Avcılığı yasağını Tarım ve Köyişleri Bakanlığı mevzuatına yerleştirtmek sureti ile Amatör Sualtı Avcıları bu alanların dışına itilmeye çalışılırken, esas tehdit unsuru olan SCUBA dalış kendi mevzuatında yaptırım ve ceza dışında kalabilmektedir. Bu çok büyük bir çelişki ve ayrımcılıktır.

11) Hukuki uyuşmazlıklarda, yargı organları ne yönde karar vermektedir? Dalışa Yasak Alanda SCUBA (Aletli Dalış) yaparken yakalanan kişiler hakkında herhangi bir ceza uygulanmakta mıdır? Eğer herhangi bir Kültür ve Tabiat Varlığına zarar verdikleri ispat edilemezse, salt orada dalış yaparken yakalanmış olmaları nedeniyle herhangi bir ceza ile cezalandırılmakta mıdırlar? Hayır. Ancak Aletsiz Dalış yapan Amatör Sualtı Avcıları yakalandıklarında elbise ve av aletlerine el konmakta, idari para cezası ile cezalandırılmaktadırlar. Kültür ve Tabiat Varlıklarına hiçbir zarar vermemiş olsalar da, o bölgede yakalandıkları için!

12) Özet olarak belirtmemiz gerekirse bizler Kanunun açık ve eksikliklerinden doğan fırsatları kullanmak niyetinde değiliz. Bilakis genel bir yasakçılık yerine, bilime, akla, mantığa ve hukuka uygun yasaklamalar gerekiyorsa bunların doğru bir şekilde amaca uygun ölçülerde ve eşitlik temelinde belirlenmesini talep ediyoruz.

Ne zaman ki, bu yasaklamalar bir komutanlığın özel bir kurum uyumu isteği dışında bu tür bilimsel temele oturur, o zaman bizler bunu kimsenin yasaklaması gereğine bakmaksızın bu yasaklara uyma adına sistemin en önemli savunucuları oluruz.

13) Üzerinde yaşadığımız Coğrafya Tarihi, Kültürel miraslar ve eşsiz tabiat varlıkları ile doludur. Bugün için sırf bunların tespit olmuş olanlarını baz alıp bir takım genel yasaklamalar ile hareket edilmesi anlamlı değildir. Bunların dışında Bakanlığınızın 2001 yılına ait yasak alanlar listesi dışında bulunan alanlarda bir sürü batık varlığı bilinmektedir. Mademki bu varlıklar korunup sonraki nesillere ulaştırılmak isteniyor, bu araştırmalar konusunda devamlılık gerektiğini görüyor ve öneriyoruz. Bilindiği üzere bugün için Karadeniz’de iki adet U-Boat (Alman Denizaltısı), İzmir/Çeşmede Monem batığı bizlerin sınırlı bilgisi ile alenen ortada durmakta ve buralara isteyen herkes her türlü dalış organize edebilmektedir. 2863 sayılı Kanunda Amaç ve Kapsam bellidir. Mademki bu varlıklar bu kanun kapsamında korunmalıdır, o zaman bu alanların yenileri ile revize edilmesi ve güncellenmesi gereği de ortadadır.

14) Yoksa aşağıdaki batık örneklerinde olduğu gibi, Mermer taşıyıcı bir geminin yükü itibari ile Serbest bir dalgıç tarafından tehdit edilemeyeceği açıktır, bakınız:

SIĞACIK KÖRFEZİ

36- Tekeburnu mevkii

A- 38° 08 ’ 48” N – 26° 31 ’ 24” E

B- 38° 08 ’ 12” N – 26° 37 ’ 30” E

C- 38° 06 ’ 00” N – 26° 37 ’ 30” E

D- 38° 06 ’ 00” N – 26° 31 ’ 24” E

KIZILBURUN BATIĞI

MÖ 6. yüzyıla tarihlenen Kızılburun, Çeşme’nin güneyinde Karaburun yarımadasının kayalık kısmı boyunca uzanır ve Tektaş Burnu’ndan birkaç dakika uzaklıktadır. 1999 ve 2001 yılları arasında INA tarafından Klasik Dönem bir Grek amfora batığı kazısı yapılmıştır. Halen kazı çalışmaları sürdürülen mermer taşıyıcı gemi, Cemal Pulak Başkanlığı’ndaki 1993 INA araştırmalarıyla Kızılburun’da keşfedilen beş batıktan biridir. İkinci bir INA grubu, Tufan Turanlı’nın önderliğindeki Anadolu Batıkları Belgeleme projesi ile bağlantılı olarak, 2001 yılında alanı yeniden ziyaret etmiştir.

http://www.aktuelarkeoloji.com/?page=hikayedevam&kn=52

Yine benzer bir kapsam da olan, bir diğer batığın kıç tarafı 44 (kırk dört!) metre derinlikte, pruvası ise 52 (elli iki!) metre derinlikte  bulunmaktadır. Bu derinliklere Serbest Dalış (Amatör Sualtı Avcılarının Aletsiz Dalışı) ile ulaşmak mümkün değildir. Bakınız:

54- Kekova Mevkii

A- 36° 09 ’ 48” N – 29° 49 ’ 24” E

B- 36° 10 ’ 06” N – 29° 50 ’ 42” E

C- 36° 12 ’ 00” N – 29° 54 ’ 54” E

D- 36° 12 ’ 18” N – 29° 54 ’ 18” E

KEKOVA MEVKİİ

Kaş ilçesinin 8.5 kilometre güney doğusunda uzanmakta olan Uluburun’un doğu kıyısından sadece 60 metre açıkta 1982 yılında bir sünger dalgıcı tarafından bulunan batık 1984 yılında başlanan çalışmaların ve onbir sezon boyunca yapılan binlerce dalışın sonucunda M.Ö.14.yüzyılın sonlarında kaybolmuş eşsiz bir yük gün ışığına çıkarılmıştır. Yaklaşık 15 metre boyunda olan ve Sedir ağacından yapılan geminin kıç tarafı 44 metre, pruvası ise 52 metrede bulunmaktadır.

http://bs-ba.facebook.com/topic.php?uid=37629214785&topic=6611

Buralara Serbest olarak dalabilecek bir “şampiyon” çıksa bile bu derinliğe, nefesi ile ancak inebilir ve zar zor kendini çıkarabilir, değil ki bir Kültürel varlık bundan zarar görsün. Oysa yapay hava kaynağı kullanabilen bir Tüplü dalgıç (SCUBA) derinde yeterince, hatta fazlası ile kalma imkânına sahiptir. Dalışa Yasak Alanlar ve bu alanda hangi tür dalışın yasaklanmasının Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunmasını sağlayacağı önemlidir. ALETLİ DALIŞ ile ALETSİZ DALIŞ yönünden bu alanlar AYRI AYRI belirlenmelidir.

Yukarıda açıkladığımız üzere Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünden kendi mevzuatından 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile ilgili bir hususu, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu, Yönetmeliğinden çıkarılmasını talep edeceğiz. Çünkü yazınızda da belirttiğiniz hususa göre, ilgili kanunun 65-74 numaralı cezai işlemlerinin yeterli olduğu belirtmişsiniz. Dolayısıyla mademki, 2863 sayılı Kanun suç olduğunu öngördüğü hususlar ile ilgili cezai yaptırıma sahip bunların ayrıca 1380 sayılı Su Ürünleri mevzuatına göre ayrıca bir cezai yaptırıma girmesi, bir eylemin İKİ KEZ CEZALANDIRILMASI olur ki, hukuk buna cevaz vermez.

SONUÇ                            :

1)      16.10.2009 tarih ve 198212 numaralı yazının (EK.2) geri çekilerek, 07.05.2008 tarih ve 81242 numaralı yanıt yazısında(EK.1) açıklanan durumun tekraren geçerli Kurum görüşü olarak yayınlanmasını,

2)      Mevzuatta karışıklığa sebebiyet veren ‘‘Türkiye Karasularında yapılacak olan aletli dalışlara ait Yönetmelik’’ deki ‘Bilimsel amaçlı dalışlar dışında kalan her türlü dalış’ ifadesinin ‘Bilimsel amaçlı dalışlar dışında kalan her türlü ALETLİ dalış’ olarak düzeltilmesini

3)      Gerektiğinde, bu bölgelerde Dalışa Yasak ile ilgili yaptırımların Kültür Bakanlığı Mevzuatında net olarak yer almasını,

4)      Tarım Bakanlığı Mevzuatı olan 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu ve yönetmeliğinde bu alanlar ile ilgili ilave bir yaptırımın yer almamasını, gerekir ise sadece buna atıf yapılmasını,

5)      24.09.2001 tarih ve 24533 sayılı, 22.12.2001 tarih ve 24618 sayılı, 06.02.2002 tarih ve 24663 sayılı Resmi Gazetelerde bu alanlar için verilmiş olan Noktasal Koordinatlara sadık kalınarak bu alanların sahile kadar uzatılmış olan haritalarının uzatmaları ortadan kaldıracak şekilde düzeltilmesini

6)      24.09.2001 tarih ve 24533 sayılı, 22.12.2001 tarih ve 24618 sayılı, 06.02.2002 tarih ve 24663 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış bulunan bölgelerin Tehdit ve Risk analizlerinin yapılarak, bu tehdit ve risklerin gerek lokasyon gerek tehdit unsuru olarak ayrıca değerlendirilip, genel yasaklamalar yerine, Bölge ve Varlık ile yasaklanan faaliyet bazında (“Aletli – SCUBA- Dalışa Yasak Alanlar” ve “Aletli-Aletsiz Her Türlü Dalışa Yasak Alanlar”) şeklinde bir düzenlemeye gidilmesini,

7)      Bunun için şu kurullardan oluşacak

  • Kültür ve Tabiat Varlıkları Genel Müdürlüğü( Kültür ve Turizm Bakanlığı)
  • Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü(Tarım ve Köyişleri Bakanlığı)
  • Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi
  • TSSF
  • Üniversiteler ve onların Sualtı Arkeolojisi ve Su Ürünleri Bölümleri
  • Dernek ve Vakıf pozisyonunda ilgili Sivil Toplum Örgütleri
  • Kolluk Kuvvetleri (SGK, Jandarma, vs.)

bir Sempozyum tertip edilip, muhtemel bir yasaklamanın tüm bu kurumların görüşleri dikkate alınarak hazırlanmasını

diliyoruz.

Bilgi ve değerlendirmenize arz ederim

Saygılarımla

Güven Özbakır

Amatör Sualtı Avcıları Derneği Başkanı

Dağıtım                                              :

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI

Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü

Ekler                                                  :

Ek.1     07.05.2008 tarih ve 81242 numaralı yazı

http://img709.imageshack.us/img709/5073/ek11.jpg

Ek.2     16.10.2009 tarih ve 198212 numaralı yazı

http://img709.imageshack.us/img709/8907/ek22.jpg

Ek.3     23.11.2009 tarih ve 223190 numaralı yazı

http://img709.imageshack.us/img709/4968/ek33.jpg

Ek.4     08.01.2010 tarihli ve 3975 numaralı yazısı

http://img709.imageshack.us/img709/9397/ek44.jpg

T.C.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü

Konu   : Dalışa Yasak Sahalar ve Yönetmelik Değişiklik Talebi

İlgi      : B.16.0.KVM.0.12.01.00.222.19/3975 numara ve 08.01.2010 Tarihli yazı

Tarih   : 25.01.2010

Sayın Melik Ayaz,

Özet                                       :

1) Dalışa Yasak Alan uygulamaları çerçevesinde, yakın geçmişte kolluk kuvvetlerinin zaman zaman mevzuat hükümlerini yanlış yorumladığı gözlenmiş ve Bakanlığınıza 14.04.2008 tarihinde Bilgi Edinme Başvurusunda bulunulmuştu.

2) Bakanlığınızın 07.05.2008 tarih ve 81242 sayılı yazısında (Ek.1) Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nce 2863 sayılı Kanunda bahsi geçen Sportif Dalış tanımının SCUBA (Tüplü) dalış ile sınırlı olduğu, bu alanlarda Amatör olarak aletsiz (tüpsüz) dalış suretiyle Su Ürünleri avcılığı yapılmasında sakınca olmadığının değerlendirildiği belirtilmiştir.

3) Dalış yasağını denetleyen kolluk kuvvetlerinden Sahil Güvenlik Komutanlığı ise, bu alanların her türlü dalışa yasaklanmasını istemektedir.

4) Bunun üzerine, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tekrar bir değerlendirme toplantısı yaparak 16.10.2009 tarih ve 198212 numaralı yazısında (Ek.2) bir önceki yazısının aksi yönünde görüş oluşturmuş ve tüm (aletli ve aletsiz) dalışların yasak kapsamında olduğunu belirtmiştir.

5) Amatör Sualtı Avcıları Derneği, bu hatanın giderilmesi için 06.12.2009 tarihinde bir yönetmelik değişikliği talebi hazırlamış, bunu gerek Genel Müdürlüğünüze ve gerekse Su Ürünleri Kanunu’na göre yetkili ve görevli Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğüne sunmuştur.

Gelişme                                             :

Yönetmelik değişikliği talebine yanıt olarak verilen 08.01.2010 tarihli ve 3975numaralı yazınız (Ek.4) incelenmiştir. Görüşlerimiz, aşağıda dikkatinize sunulmaktadır.

Genel Değerlendirme                       :

‘‘Türkiye Karasularında Yapılacak Olan Aletli Dalışlara Ait Yönetmelik’’ değiştirilmelidir.

Kurumunuzun 07.05.2008 tarih ve 81242 sayılı yazısında (EK.1), <<3386 ve 5226 sayılı kanunlar ile değişik 2863 sayılı Kanun’un 35. Maddesinde belirtilen Sportif amaçlı dalış tanımı kapsamına aletli dalışlar(SCUBA) girmekte olup, adı geçen bölgelerde, amatör olarak su ürünleri avcılığı yapılmasında bir sakınca olmadığı değerlendirilmektedir>> şeklinde bir yanıt verilmişti.

Sahil Güvenlik Komutanlığı Kurumunuzun bu görüşünden rahatsızlık duyarak bu durumu tekrar eski haline getirmek için kurumunuza başvurmuş, ‘‘Kurumlar arası uyum ve Kanunun tam olarak uygulanması” gibi bizlerce anlaşılması mümkün olmayan gerekçeler ile tekrar bu alanları Amatör Sualtı avcılığına yasaklatmak istemiştir.

Bilindiği üzere, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır.

Sahil Güvenlik Komutanlığı (SGK) Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması Hakkında Kanun ve Yönetmelikler çerçevesinde gerçekleştirdiği eylem ve işlemleri nedeniyle kişilerle Hukuki ihtilaflara düşmekte, SGK personeli Serbest Dalış ve Aletli dalışı ayırt edemediğinde, idari eylem ve işlemleri yargı kararları ile iptal edilmektedir. Dalış çeşitleri hakkında doğru bilgilere vakıf olmayan personelinin hukuka aykırı eylem ve işlemlerinin yargı organlarınca iptal edilmesi karşısında Kültür ve Tabiat Varlıklarını DEĞİL, “zedelenen kurumsal imajını” “koruma” gayreti içinde olduğu düşünülmektedir.

Kurumunuzun 16.10.2009 tarihli ve 198212 numaralı yazısından (Ek.2) sonra, ilgili yazıyı veren birimler ile yapmış olduğum görüşmelerde bu yasaklatmayı Komutanlık (SGK) istedi, biz de yaptık şeklinde bir değerlendirme yapılmıştır.

Sualtında ne olduğunu dahi bilmeyen Komutanlığın bu yasaklatma girişiminin Kanunu’nun Tam olarak uygulanması ile alakası olduğunu değerlendirmek mümkün değildir. Bu yasakların geçmişte mevzuata dahil edilmesine katkı verdiği anlaşılan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi ilgililerinden Sn Yaşar Yıldız ile yapmış olduğumuz görüşmelerde, kendilerinin son olarak alınan yasaklama kapsamı genişletmesinde bir katkısı olmadığı gibi, bu yasakların geçmişte çok abartılı olarak yapıldığını söylediklerine şahit olmuş durumdayız.

Doğaldır ki, bu kanunun tam olarak uygulanması, konunun derinliklerinden uzak bir komutanlık görüşü ile değil, bu Sualtı Arkeologları ve konunun tüm ilgilileri tarafından değerlendirilebilir.

SGK Serbest Dalış ve Aletli Dalışın personelince ayırt edilemediği yerde “kimse dalmasın”, “başı ağrımasın”, “kendilerine iş çıkmasın” şeklinde bir yaklaşım içinde olduğu değerlendirilmektedir. Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması hedefleniyor ise aşağıdaki tüm birimlerin görüşünün alınması gerekmektedir.

1) Kültür ve Tabiat Varlıkları Genel Müdürlüğü( Kültür ve Turizm Bakanlığı)

2) Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü (Tarım ve Köyişleri Bakanlığı)

3) Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi

4) TSSF

5) Üniversiteler ve onların Sualtı Arkeolojisi ve Su Ürünleri Bölümleri

6) Dernek ve Vakıf pozisyonunda ilgili Sivil Toplum Örgütleri

7) Kolluk Kuvvetleri (SGK, Jandarma, Deniz Polisi, vesaire)

Alıntıların Değerlendirilmesi            :

http://img97.imageshack.us/img97/1605/alnt1.jpg

1) Kanun metni gayet açık ve nettir. Şöyle ki: Bu bölgelerde, sportif amaçlı dalış yapmak yasaktır’.

Bahsi geçen ‘Bilimsel amaçlı dalışlar dışında kalan her türlü dalış’ ifadesi ise Aletli dalış yönetmeliğinin bir maddesi olup, bunun kanunda bir değişiklik yapmadan, kanun bu şekilde uygulansın denmesi, Hukuken geçerli değildir. Genelge ve Yönergeler hukukun normlar hiyerarşisi bakımından Kanun ve Yönetmeliğin üzerinde olmadığı için, bu şekilde bir değerlendirme yasal değildir. Dolayısıyla 16.10.2009 tarih ve 198212 numaralı yazı (EK.2) Kanun ve Yönetmeliğin yapısını değiştiremez.

2) Kurumlar arasındaki fikir ve uygulama birliğinin sağlanmasından kastın, Sahil Güvenlik Komutanlığının şahsımın Bilgi Edinme kapsamında kurumuza sorduğu ve almış bulunduğu 07.05.2008 tarih ve 81242 numaralı yazıda(EK.1) belirtilen bu alanlarda ‘‘amatör olarak su ürünleri avcılığı yapılmasında bir sakınca olmadığı’’nı belirten yazıdan sonra, bu alanlarda amatör ve aletsiz dalış yapan sualtı avcılığını tekrar yasaklatma gayreti olduğunu görmekteyiz.

Anlaşılmakta zorluk çekilen husus, Demokratik, Laik sosyal bir Hukuk devletinde, hiçbir olağanüstü hal olmadığı halde askeri bir komutanlığın belli alanları sivillere tekrar yasaklatma gayreti ve bu yönde değerlendirme yapan kurumunuzun takdiridir.

Bu talep edilirken sadece ve sadece tuttuğu bir nefes ile dalan ve sualtında çok sınırlı bir süre kalabilen, sadece ve sadece amatör balık avcılığı ile ilgilenen bir grubun, geçmişte Tabiat ve Kültür Varlıkları bakımından hiçbir adli sicil sorunu yokken(!), komutanlık Amatör Sualtı Avcılarına dair Kültür Varlıkları bakımından bir suç işlemeye yönelik bir belge ortaya koymazken, Amatör Sualtı Avcıları zanlı ve potansiyel suçlu gibi gösterilmeye çalışılmaktadır.

Her kolluk görevi icra eden kurumda olduğu gibi insan varlığı bir suç potansiyeli gibi görülüp, bunların mümkün ise varlığını engelleme isteği şaşılacak bir durum değildir. Ancak suç potansiyeli olur, Kültür Varlıkları bundan zarar görür deyip, insanları yaşam alanlarından sürmeye kimsenin hakkı yoktur. Kolluk görevi yapmak zor ve meşakkatli bir görev olabilir. Ancak suç olmasın, işlenmesin diye belirli alanların suç oluşturmayan eylemler de engellenerek, topyekûn her türlü dalışa kapatılmasında hukuka uyarlık yoktur.

3) Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün uhdesinde yürütülen ‘Su Ürünleri Yönetmeliği’nde bu alanlar ile ilgili olarak şu tür bir ifade yer almaktadır:

‘Koordinatları Kültür Bakanlığınca tespit ve Resmi Gazete’de ilan edilen bölgelerde, sünger hariç, dalış yapılarak su ürünleri avcılığı yasaktır.’

Buradan görüleceği üzere, bu alanlara dalış tamamen yasak değildir. Bireylerin Sünger için daldığı gerekçesi ile, bu alanlara gerçekte olmasa bile (!) zarar verebileceği iddia edilebilir.

Ancak bu, asla bilimsel olmadığı gibi doğru bir tavırda da değildir. Kolluk koruma adı verilen bir faaliyetin yapılmasını, o alanı ülkesinin tüm vatandaşlarının dalışına karşı yasaklama yaparak sağlayacak ise, benzer bir mantık ile güncel yaşamda da sivil topluma sokağa çıkma suç oluşabileceği gerekçesi ile yasaklanmalıdır. Ancak Demokratik bir ülkede böylesine bir yasaklama yapılamaz. Bu tür uygulamalar genel olarak Militarist bir düzende sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde görülebilir.

4) Bugün için ülkemizde yapılan Demokratik Açılım faaliyetleri kapsamında Ayrımcılıkla Mücadele Kurulu kurulurken, bu tür bir ayrımcılığın yapılması anlaşılabilir değildir.

Aynı alanlarda şnorkel gözlük palet ile yüzmek ve elbisesiz dalmak sorun değilken, aynı bölgelerde yüzlerce plaj ve benzeri yer var iken, bu alanlara Gırgır Ağı, Trol ile Dip sürütme ağı ve benzerleri atılabilirken, hatta Balık Çiftlikleri kurulabiliyor iken, azami 15-20 metre derinliği geçmeyen bir dalış aralığı bulunan amatör su altı avcılarına bu alanda avlanmalarının  yasaklanması anlaşılabilir değildir.

Bildiğimiz kadarı ile genelde Batıklarda genel olarak korunmaya çalışılan en genel unsur Amforalardır ve bahsi geçen tüm eylemler bu Amforalar için risk ve tehdit oluşturur.

Hele hele bu yasak alan kapsamında belirtilen koordinatlar, yasak alanı işaretleyen dış hatlar iken bu alanları Haritalarda görüldüğü gibi Sahile kadar uzatma gereği hiç anlaşılamamaktadır. Madem bu alanlar sahile kadar uzayacak, neden koordinat noktaları sahile kadar belirtilmez?

NOT: 24.09.2001 tarih ve 24533 sayılı, 22.12.2001 tarih ve 24618 sayılı, 06.02.2002 tarih ve 24663 sayılı Resmi Gazetelerde bu alanlar için Noktasal Koordinat verilmiş olmasına rağmen, ne yazık ki bu alanlar Haritaları hazırlayanlar tarafından inisiyatif kullanılarak, kimi yerlerde belirtilen koordinat noktalarının dışına taşarak kıyıya kadar uzatılmış, kimi yerlerde ise sadece bu koordinat noktaları içi alan olarak bırakılmış ve hazırlanan haritalara bu şekilde resmedilmiştir.

5) Bu bölgeler ile ilgili, Amatör Sualtı Avcısının bir tehdit olup olmadığını anlamak için içerik konusunda sormuş olduğumuz bilgi edinme sorularımıza maalesef net yanıtlar alamadık. Bir örnek bir yazı (EK.3) ile detaydan yoksun cevaplar, bizlerin bu alanlar için gerçekten bir tehdit olup olmadığımızı anlamak konusunda gayretimizi boşa çıkarmıştır. Oysa bizler bu alanların muhteviyat kısmı ile ilgili olmadığımız gibi sadece çok geniş sınırlarını içeren bu alanların gerçekte, hakikaten bu kadar geniş olup olmaması gerekliliğini anlama doğru ve temele oturtmaya çalışmaktayız.

Amaç: “Kanunu tam olarak uygulamak” ise; Kanun metni açıktır::

Su altında korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu bölgeler, ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılarak Kültür ve Turizm Bakanlığınca tespit edilir ve Bakanlar Kurulu kararı ile yayımlanır. Bu bölgelerde, sportif amaçlı dalış yapmak yasaktır, ikinci fıkra hükümlerine göre izin almak şartıyla araştırma ve kazı yapılabilir.

Bizler esas olarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Mevzuatı (2/2 Numaralı Amatör (Sportif) Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ) Madde 3/d: “Amatör sualtı avcısı: Gün doğumundan gün batımına kadarki sürede tebliğce ve güvenlik nedeni ile yasaklanmamış karasularımızda, kendi nefesi dışında ek bir hava kaynağı kullanmadan dalarak su altı tüfeği ve yardımcı ekipmanla su ürünleri avcılığı yapan kişi(ler)…” olarak tanımlanıyoruz.

Kültür Ve Tabiat Varlıklarının Korunması Hakkındaki Kanundan farklı olarak Aletli Dalış Yönetmeliğinde bahsi geçen husus ise sadece ve sadece bu yönetmeliğin Amaç ve Kapsamı ile sınırlandırılmış olup, Aletsiz dalış hüviyetindeki bizlerin yapmış olduğu Serbest Dalışı bağlamaz. Dolayısıyla:

Korunması Gerekli Kültür ve Tabiat Varlıklarının bulunduğu bölgelerde bilimsel çalışmalar dışında her türlü dalış yasaktır.

Bunun kanunun tamamlayıcı bir unsuru olarak değil, Aletli Her türlü dalışın yasak olduğu şeklinde düşünülmesi gerektiği açıktır.

Burada bahsi geçen Kanunun Tam olarak uygulanması konusunda SGK tarafından yapılan yorumların ilgili kanunun özü ve sözüne aykırı olduğu görüşündeyiz.

http://img97.imageshack.us/img97/2939/alnt2.jpg

6) Burada ilgili kurum ve kuruluşlar ile kasıt kolluk kuvvetleri olarak sınırlı kaldığı müddetçe ve de Amatör Sualtı Avcılığı yapanların Kültür ve Tabiat varlıklarına somut tespit edilen bir zararı ortaya çıkarılmadıkça bu gözlemlerden bir sonuç çıkmayacağı açıktır.

7) Amaç Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması ise, Amatör Sualtı Avcılarının da temsil edildiği kurullar ve Üniversitelerin de katkıları ile yer aldığı bir çalışma ve gözlemler bütünü bunu açıkça ortaya koyabilir.

8) Yasaklanan Alanların koordinatlarının belirlenmesinde görev alan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi de burada en önemli taraflardan birisidir.. Kurum ilgilileri ile yaptığımız görüşmelerde, ilgililer bu alan yasaklarının son derece kıskanç ve aşırı korumacı bir anlayışla ve gerekli olandan çok daha fazla bir alanı içine alacak şekilde belirlendiğini belirtmektedirler.( Ref: Sn Yaşar Yıldız, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürü)

9) Öyle yerler var olabilir ki, sadece denizde yüzen veya sığda yürüyen bile varlığı ile tehdit yaratabilir. Öyle de yerler var olabilir ki, burada SCUBA (Aletli Dalış) dışındaki faaliyetler hiçbir tehdit oluşturmayabilir. Bütün bu alanları herhangi bir ayrım gözetmeksizin dalışın her türü için yasaklamak Konu, amaç ve maksat yönünden idari işlemi sakatlamaktadır. Hukuka aykırıdır.

Kurumunuzdan, Üniversitelerin temsilcilerinin de içinde yer alacağı bir kurul oluşturularak bu Dalışa Yasak Alanların, her birinin ayrı ayrı ele alınarak hangi tehditlere açık olduğunu belirlemesini ve yasaklama devam edecekse de mahiyetinin alan bazında özel olarak yapılmasını, Aletli Dalışa ve Aletsiz Dalışa açılabilecek alanlar varsa, buraların tespit ve ilanını talep ediyoruz.

http://img686.imageshack.us/img686/1662/alnt3.jpg

10) Bu hususu daha da önce belirttiğimiz gibi bu alanlarda Aletli dalışa yasak ilanı dışında, kanunda bu alanlarda yapılacak aletli dalışları engelleyici ve caydırıcı husus yoktur. (Aksinin düşünüldüğü yerde bunun alana özgü olarak belirtilmesini önemle dileriz) Bu bizlerin Amatör Sualtı Avcılığı yapan bir sivil toplum örgütü olarak, zaman zaman kolluk kuvvetleri ile yaptığımız görüşmelerde, kolluk kuvvetlerince de ifade edildiği gözlemlenmektedir. 65-74 maddeler somut olarak Kültür ve Tabiat Varlıkları bakımından ‘‘tehdit’’ ile ilgili olmayıp, direk olarak bu varlıklara ‘‘zarar verilmesi durumunda’’ ne yapılacağını belirtmektedir.

Oysa Dalışa Yasak Alan belirlenmesi ve burada dalışın yasaklanması, bir “Tehlike Suçu” oluşturmaktadır.

Bir taraftan Amatör Sualtı Avcılığı yasağını Tarım ve Köyişleri Bakanlığı mevzuatına yerleştirtmek sureti ile Amatör Sualtı Avcıları bu alanların dışına itilmeye çalışılırken, esas tehdit unsuru olan SCUBA dalış kendi mevzuatında yaptırım ve ceza dışında kalabilmektedir. Bu çok büyük bir çelişki ve ayrımcılıktır.

http://img686.imageshack.us/img686/8611/alnt4.jpg

11) Hukuki uyuşmazlıklarda, yargı organları ne yönde karar vermektedir? Dalışa Yasak Alanda SCUBA (Aletli Dalış) yaparken yakalanan kişiler hakkında herhangi bir ceza uygulanmakta mıdır? Eğer herhangi bir Kültür ve Tabiat Varlığına zarar verdikleri ispat edilemezse, salt orada dalış yaparken yakalanmış olmaları nedeniyle herhangi bir ceza ile cezalandırılmakta mıdırlar? Hayır. Ancak Aletsiz Dalış yapan Amatör Sualtı Avcıları yakalandıklarında elbise ve av aletlerine el konmakta, idari para cezası ile cezalandırılmaktadırlar. Kültür ve Tabiat Varlıklarına hiçbir zarar vermemiş olsalar da, o bölgede yakalandıkları için!

12) Özet olarak belirtmemiz gerekirse bizler Kanunun açık ve eksikliklerinden doğan fırsatları kullanmak niyetinde değiliz. Bilakis genel bir yasakçılık yerine, bilime, akla, mantığa ve hukuka uygun yasaklamalar gerekiyorsa bunların doğru bir şekilde amaca uygun ölçülerde ve eşitlik temelinde belirlenmesini talep ediyoruz.

Ne zaman ki, bu yasaklamalar bir komutanlığın özel bir kurum uyumu isteği dışında bu tür bilimsel temele oturur, o zaman bizler bunu kimsenin yasaklaması gereğine bakmaksızın bu yasaklara uyma adına sistemin en önemli savunucuları oluruz.

13) Üzerinde yaşadığımız Coğrafya Tarihi, Kültürel miraslar ve eşsiz tabiat varlıkları ile doludur. Bugün için sırf bunların tespit olmuş olanlarını baz alıp bir takım genel yasaklamalar ile hareket edilmesi anlamlı değildir. Bunların dışında Bakanlığınızın 2001 yılına ait yasak alanlar listesi dışında bulunan alanlarda bir sürü batık varlığı bilinmektedir. Mademki bu varlıklar korunup sonraki nesillere ulaştırılmak isteniyor, bu araştırmalar konusunda devamlılık gerektiğini görüyor ve öneriyoruz. Bilindiği üzere bugün için Karadeniz’de iki adet U-Boat (Alman Denizaltısı), İzmir/Çeşmede Monem batığı bizlerin sınırlı bilgisi ile alenen ortada durmakta ve buralara isteyen herkes her türlü dalış organize edebilmektedir. 2863 sayılı Kanunda Amaç ve Kapsam bellidir. Mademki bu varlıklar bu kanun kapsamında korunmalıdır, o zaman bu alanların yenileri ile revize edilmesi ve güncellenmesi gereği de ortadadır.

14) Yoksa aşağıdaki batık örneklerinde olduğu gibi, Mermer taşıyıcı bir geminin yükü itibari ile Serbest bir dalgıç tarafından tehdit edilemeyeceği açıktır, bakınız:

SIĞACIK KÖRFEZİ

36- Tekeburnu mevkii

A- 38° 08 ’ 48” N – 26° 31 ’ 24” E

B- 38° 08 ’ 12” N – 26° 37 ’ 30” E

C- 38° 06 ’ 00” N – 26° 37 ’ 30” E

D- 38° 06 ’ 00” N – 26° 31 ’ 24” E

KIZILBURUN BATIĞI

MÖ 6. yüzyıla tarihlenen Kızılburun, Çeşme’nin güneyinde Karaburun yarımadasının kayalık kısmı boyunca uzanır ve Tektaş Burnu’ndan birkaç dakika uzaklıktadır. 1999 ve 2001 yılları arasında INA tarafından Klasik Dönem bir Grek amfora batığı kazısı yapılmıştır. Halen kazı çalışmaları sürdürülen mermer taşıyıcı gemi, Cemal Pulak Başkanlığı’ndaki 1993 INA araştırmalarıyla Kızılburun’da keşfedilen beş batıktan biridir. İkinci bir INA grubu, Tufan Turanlı’nın önderliğindeki Anadolu Batıkları Belgeleme projesi ile bağlantılı olarak, 2001 yılında alanı yeniden ziyaret etmiştir.

http://www.aktuelarkeoloji.com/?page=hikayedevam&kn=52

Yine benzer bir kapsam da olan, bir diğer batığın kıç tarafı 44 (kırk dört!) metre derinlikte, pruvası ise 52 (elli iki!) metre derinlikte bulunmaktadır. Bu derinliklere Serbest Dalış (Amatör Sualtı Avcılarının Aletsiz Dalışı) ile ulaşmak mümkün değildir. Bakınız:

54- Kekova Mevkii

A- 36° 09 ’ 48” N – 29° 49 ’ 24” E

B- 36° 10 ’ 06” N – 29° 50 ’ 42” E

C- 36° 12 ’ 00” N – 29° 54 ’ 54” E

D- 36° 12 ’ 18” N – 29° 54 ’ 18” E

KEKOVA MEVKİİ

Kaş ilçesinin 8.5 kilometre güney doğusunda uzanmakta olan Uluburun’un doğu kıyısından sadece 60 metre açıkta 1982 yılında bir sünger dalgıcı tarafından bulunan batık 1984 yılında başlanan çalışmaların ve onbir sezon boyunca yapılan binlerce dalışın sonucunda M.Ö.14.yüzyılın sonlarında kaybolmuş eşsiz bir yük gün ışığına çıkarılmıştır. Yaklaşık 15 metre boyunda olan ve Sedir ağacından yapılan geminin kıç tarafı 44 metre, pruvası ise 52 metrede bulunmaktadır.

http://bs-ba.facebook.com/topic.php?uid=37629214785&topic=6611

Buralara Serbest olarak dalabilecek bir “şampiyon” çıksa bile bu derinliğe, nefesi ile ancak inebilir ve zar zor kendini çıkarabilir, değil ki bir Kültürel varlık bundan zarar görsün. Oysa yapay hava kaynağı kullanabilen bir Tüplü dalgıç (SCUBA) derinde yeterince, hatta fazlası ile kalma imkânına sahiptir. Dalışa Yasak Alanlar ve bu alanda hangi tür dalışın yasaklanmasının Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunmasını sağlayacağı önemlidir. ALETLİ DALIŞ ile ALETSİZ DALIŞ yönünden bu alanlar AYRI AYRI belirlenmelidir.

Yukarıda açıkladığımız üzere Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünden kendi mevzuatından 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile ilgili bir hususu, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu, Yönetmeliğinden çıkarılmasını talep edeceğiz. Çünkü yazınızda da belirttiğiniz hususa göre, ilgili kanunun 65-74 numaralı cezai işlemlerinin yeterli olduğu belirtmişsiniz. Dolayısıyla mademki, 2863 sayılı Kanun suç olduğunu öngördüğü hususlar ile ilgili cezai yaptırıma sahip bunların ayrıca 1380 sayılı Su Ürünleri mevzuatına göre ayrıca bir cezai yaptırıma girmesi, bir eylemin İKİ KEZ CEZALANDIRILMASI olur ki, hukuk buna cevaz vermez.

SONUÇ                           :

1) 16.10.2009 tarih ve 198212 numaralı (EK.2) yazının geri çekilerek, 07.05.2008 tarih ve 81242 numaralı yanıt yazısında(EK.1) açıklanan durumun tekraren geçerli Kurum görüşü olarak yayınlanmasını,

2) Mevzuatta karışıklığa sebebiyet veren ‘‘Türkiye Karasularında yapılacak olan aletli dalışlara ait Yönetmelik’’ deki ‘Bilimsel amaçlı dalışlar dışında kalan her türlü dalış’ ifadesinin ‘Bilimsel amaçlı dalışlar dışında kalan her türlü ALETLİ dalış’ olarak düzeltilmesini

3) Gerektiğinde, bu bölgelerde Dalışa Yasak ile ilgili yaptırımların Kültür Bakanlığı Mevzuatında net olarak yer almasını,

4) Tarım Bakanlığı Mevzuatı olan 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu ve yönetmeliğinde bu alanlar ile ilgili ilave bir yaptırımın yer almamasını, gerekir ise sadece buna atıf yapılmasını,

5) 24.09.2001 tarih ve 24533 sayılı, 22.12.2001 tarih ve 24618 sayılı, 06.02.2002 tarih ve 24663 sayılı Resmi Gazetelerde bu alanlar için verilmiş olan Noktasal Koordinatlara sadık kalınarak bu alanların sahile kadar uzatılmış olan haritalarının uzatmaları ortadan kaldıracak şekilde düzeltilmesini

6) 24.09.2001 tarih ve 24533 sayılı, 22.12.2001 tarih ve 24618 sayılı, 06.02.2002 tarih ve 24663 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış bulunan bölgelerin Tehdit ve Risk analizlerinin yapılarak, bu tehdit ve risklerin gerek lokasyon gerek tehdit unsuru olarak ayrıca değerlendirilip, genel yasaklamalar yerine, Bölge ve Varlık ile yasaklanan faaliyet bazında (“Aletli – SCUBA- Dalışa Yasak Alanlar” ve “Aletli-Aletsiz Her Türlü Dalışa Yasak Alanlar”) şeklinde bir düzenlemeye gidilmesini,

7) Bunun için şu kurullardan oluşacak

· Kültür ve Tabiat Varlıkları Genel Müdürlüğü( Kültür ve Turizm Bakanlığı)

· Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü(Tarım ve Köyişleri Bakanlığı)

· Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi

· TSSF

· Üniversiteler ve onların Sualtı Arkeolojisi ve Su Ürünleri Bölümleri

· Dernek ve Vakıf pozisyonunda ilgili Sivil Toplum Örgütleri

· Kolluk Kuvvetleri (SGK, Jandarma, vs.)

bir Sempozyum tertip edilip, muhtemel bir yasaklamanın tüm bu kurumların görüşleri dikkate alınarak hazırlanmasını

diliyoruz.

Bilgi ve değerlendirmenize arz ederim

Saygılarımla

Güven Özbakır

Amatör Sualtı Avcıları Derneği Başkanı

Dağıtım                                              :

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü

Sn. Abdülkadir Karaoğlu

Sn. Gökhan Bozkurtlar

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI

Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü

Sn. Vahdettin Kürüm

Sn. Yaşar Kayabaşı

Sn. Cihan TOSLAK

Sn. Hamdi ARPA

Ekler                                                  :

Ek.1     07.05.2008 tarih ve 81242 numaralı yazı

http://img69.imageshack.us/img69/7459/ek1.jpg

Ek.2     16.10.2009 tarih ve 198212 numaralı yazı

http://img69.imageshack.us/img69/5313/ek2.jpg

Ek.3     23.11.2009 tarih ve 223190 numaralı yazı

http://img192.imageshack.us/img192/4048/ek3l.jpg

Ek.4     08.01.2010 tarihli ve 3975 numaralı yazısı

http://img192.imageshack.us/img192/3351/ek4.jpg

3 Yanıt

  1. Size defalarca söyledim yine söylüyorum. SG amatörlere gıcıklık yapmak için kanun yaptığı yok. Zaten kanun yapma yetkisi de yok.Bakanlığın yönetmeliği bu bölgelerde dalış herkese yasaktır derken hukiki normlara göre daha alt durumdaki bakanlığın cevap yazısının yönetmelikle çeliştiğini hatırlatmaktan başka suçu yoktur. Sonuçta çelişen iki unsur vardır. biri yönetmelik biri cevap yazısı. bu durumda aslında cevap yazısı yok hükmündedir. Ama yine de SG kafalar karışmasın herşey açık olarak anlaşılsın diye yasa yapana çelişkisini bildirmiştir. Niye asılsız iddialarla olayı çarpıtıp duruyor sunuz?

    Size kim SG amatörler hukuka aykırı eylem ve işlemlerinin yargı organlarınca iptal edilmesi karşısında Kültür ve Tabiat Varlıklarını DEĞİL, “zedelenen kurumsal imajını” “koruma” gayreti içinde olduğu söyledi?
    SGK Serbest Dalış ve Aletli Dalışın personelince ayırt edilemediği yerde “kimse dalmasın”, “başı ağrımasın”, “kendilerine iş çıkmasın” şeklinde bir yaklaşım içinde olduğunu neye dayanarak iddia ediyorsunuz?
    Bir asılsız iddia atıp sonrada SG nasıl yasaklar diye saçmalamışsınız. SG yasak yapmaz yapılan yasaların uygulanmasını denetler.
    “Aynı alanlarda şnorkel gözlük palet ile yüzmek ve elbisesiz dalmak sorun değilken” demişsiniz yasa hertürlü dalış yasaktır diyor. Bu da dalış varsa yasak demek. Yani bu bölgede elbisesiz dalmak SG için sorun.
    Diğer manada güzel yazı destekliyorum.

    • Bu yazının ikinci bir cevabı hak ettiğini düşünerek cevap vermek istiyorum.

      Diyorsunuz ki, biz sadece yönetmelikle çelişen Bakanlık yazısını ortaya koyduk.

      Peki, ben de defalarca dedim ki, bahsi geçen yönetmelik SADECE Aletli Dalış Yönetmeliğidir.

      Yani Aletsiz Dalış yönetmeliği değildir.

      Dolayısı ile önce Aletli Dalış yönetmeliğinin nasıl olur da Aletsiz dalışa ait düzenleme içerdiğini açıklamanız gerekir.

      Bu Yönetmelik olsa olsa TÜM ALETLİ DALIŞ’ları bağlar.

      O yönetmelikte yazan tüm dalışlardan Aletsiz dalışın da buna dahil olduğu sizin ve sizin gibi düşünenlerin şahsi yorumudur.

      Sizin bu düşünce sistematiğiniz gereği, Dünyadaki Aletli Dalışların Serbest Dalışa da yasak olduğu ülke oldu, Türkiye..!

      Bakınız:

      Bir Rezaletin Anatomisi – YASAKÇILIK

      O yönetmelik kapsamı nedir, hiç dikkat ettiniz mi?

      Kapsam
      Madde 2- Bu Yönetmelik 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 35 inci maddesine göre Bakanlar Kurulu Kararıyla tesbit ve ilan edilen Sualtında Korunması Gerekli Kültür ve Tabiat Varlıklarının bulunduğu bölgeler ile askeri yasak bölgeler dışında sportif amaçla yapılacak aletli dalışların şartlarını kapsar.

      Serbest Dalış nedir peki, Aletli mi? Aletsiz mi?

      Tabii ki Aletsiz Dalış.

      Şimdi buradan siz nasıl olur da Bu yönetmelik Aletsiz dalış hakkında hüküm verebilir diyorsunuz?

      Yani kısacası esasında çelişen bir Bakanlık Yazısı ve Yönetmelik yok.

      Çelişen sizin yorumunuzdur. Bu kadar basit.

      Ayrıca SG’nin bir askeri kökenli kuruluş olması(Barışta İçişlerine, Savaşta Deniz Kuvvetlerine Bağlı) ve Yasakçılığın genel itibari ile Askeri yapılarda bulunması da tesadüf olmasa gerek..!

      Yoksa 08.05.2008 tarihinde Bakanlıktan alınan Serbestiyet yazısı SG persoline duyurulsaydı ve denilseydi ki, bu bölgelerde Serbest Dalış ve Amatör Sualtı Avcılığı yapılmasında bir sakınca olmadığı bakanlıkça düşünüldüğünden, bu gruba cezai işlem yapılmayacaktır, işte o zaman doğru hareket olurdu.

      Ama SG ne yaptı, önce yanlış yorumda bulunup Çelişki olduğunu ifade etti, sonra da Bakanlık ilgili birimine başvurup yasaklatma yönünde Kurumlar arası uyumu sağlattı.

      İlgili Kurum, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ise konunun derinliğinden uzak, ”Paşam böyle isterse ben de yaparım” dedi.

      Olay budur, Sayın Deepbluesar..!

  2. Niye asılsız iddialarla olayı çarpıtıp duruyorsunuz?

    demişsiniz.

    Sizin söylediğiniz hususların asıllığı olduğunu nereden bileceğiz?

    Görüşenlerin ne görüştüğünü siz nereden biliyorsunuz?

    Verin kimlerin, hangi birimin görüşmüş olduğu bilgisini, bir de onlarla görüşeyim.

    Ve eğer ikna olursam, bugüne kadar yazdıklarımı düzelteyim, tekzip edeyim.

    Hodri meydan.

    Burada hiç bir bahis asılsız olarak yer almamaktadır. Ben bana KVMGM ile görüştüğümde Komutanlık istedi biz de yaptık deniyor.

    Yanlış söyleniyor ise bunun vebali benim değil. Söyleyenlere sormak lazım.

    Ayrıca SG’nin SCUBA ve Sebest dalış gibi farkları bilmeyen, ayıramayan kurum personelinin bu ayrıcalıktan dolayı doğan sıkıntıları yok etmek istediği bu kadar barizken, neden bahsettinizi, kurumun geneli adına nasıl olur da bu kadar emin konuştuğunuzu anlamak mümkün değil.

    Yoksa kolluk kuvvetleri ile yaşanmış bahisleri mi aktarmalıyız, dalış ile ilgili..!

    Bir kere Dalış elbisesi giymiş, ancak dalmadan avlanmak mümkün mü?

    Evet,

    Peki dalış elbiseli birini görünce ilgili personel ne yapıyor?

    Direk dalış yaptığı muamelesini.

    ‘Zedelenen Kurumsal İmaj ve kimse dalmasın ve iş çıkmasın’ konusunda buradan bakıldığında böyle görünüyor.

    Saçmalamak gibi bahislerinizi bence kendinize saklamanızda fayda var.

    Lütfen daha seviyeli yorum yapınız. Unutmayınız ki bunlar kamuya açık alanda yayınlanmaktadır.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.