Bu alan yasağı esas itibari ile adından da anlaşılacağı üzere, denizaltındaki Tarihi, Kültürel kalıntıları, batıkları ve içlerinde kalmış bulunan eserleri, bilhassa Amforaları korumaya yönelik yapılmış alan yasaklarıdır.
Ülkemizde bu yönde bir yasaklama ilk olarak Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi ilgililerinin yapmış olduğu tespitler ile ortaya çıkmıştır. Bu alanlar 24.09.2001 tarih ve 24533 sayılı, 22.12.2001 tarih ve 24618 sayılı, 06.02.2002 tarih ve 24663 sayılı Resmi Gazetede ilan edilerek, 2863 Sayılı Tabiat ve Kültür Varlıkları Kanunu kapsamında korumaya alınmışlardır.
Bu yasakların Resmi sahibi ve yürütmeden sorumlu kurumu Kültür ve Turizm Bakalığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüdür.
Serbest Dalış ve Amatör Sualtı Avcılığı bakımından buralarda dalmanın ilgili Kültür Bakanlığı Mevzuatı bakımından bir yasaklama içermemesi gerektiği düşünülmekle beraber bu husus hali hazırda değişik yorumlara açık olarak farklı farklı değerlendirmelere sahiptir.
Bu alanlarda dalışa yönelik iki Mevzuat Hükmü
- 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu
- Türkiye Karasularında yapılacak olan aletli dalışlara ait Yönetmelik
mevcut iken ”Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü” bu alanları Amatör Sualtı Avcılığı bakımından geçmişte bir yasak, bir yasak değil olarak değerlendirmiş ve kafaları karıştırmıştır. Bu çerçevede bu değerlendirmelere bağlı olarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü de bunlara uyum sağlamak adına mevzuatını düzenlemede sıkıntılar yaşamıştır.
Kültür Bakanlığı’nın isteği ile Tarım Bakanlığı Mevzuatı olan Su Ürünleri Yönetmeliğinde ve İlgili Tebliğlerde yer alan düzenlemelerde aynı çelişkililer gözlenmiştir.
Su Ürünleri Yönetmeliğinde, bu alanlar yasak olarak belirtilmekle beraber, en son 2008′de yürürlüğe giren 2/2 Numaralı Amatör Amaçlı Su ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğde bu tür bir yasaklamanın sadece SCUBA tüp ile ilgili olarak yasak olduğu belirtilmektedir. Tarım Bakanlığı bu tebliği, Kültür Bakanlığının 07.05.2008 tarihinde bir Bilgi Edinme başvurusuna vermiş olduğu yanıtta yer alan görüşü üzerine eskiden tebliğlerde serbest dalışa yasak olarak belirtiği hususu, Kültür Bakanlığının değişen görüşüne göre mevzuatına göre değiştirmiştir.
Oysa enson olarak, Kültür Bakanlığı 16.10.2009 da daha önce 07.05.2008′de belirtiği görüşünün aksine Sahil Güvenlik Komutanlığının isteği ile Serbest dalışı da yasak kapsamına aldığını ifade etmektedir.
Bu konuda hali hazırda bu yasaklamaya karşı gerekli girişimler tarafımızdan(Amatör Sualtı Avcıları Derneği) yapılmakta olup, bunun düzeltilmesi ve Tarım Bakanlığının bu yönde Tebliğ değişikliğine gitmemesi için yoğun çalışmalar yapılmaktadır.
Sahil Güvenlik Komutanlığı bu yasaklama isteğinin arkasında, hiç bir haklı, somut gerekçesi olmadığı gibi, geçmiş dönemlerde bunu personelinin mevzuatla ilgili yanlış yorumlamalarda bulunması ve Hukuki ihtilaflara düşmesi ve personelinin Serbest Dalış ile diğer dalış türlerini birbirinden ayıramaması esas gerekçedir.
Hal böyle olunca’Yasakla gitsin’ tavrı tipik bir kolluk kuvvetleri tavrı olarak ortaya çıkmakta, Kültür ve Tabiat Varlıkları Genel Müdürlüğü de, kolluk istiyor deyip işin kolayına kaçıp konunun başkaca ilgililerine danışmaksızın görüş değiştirmiştir.
Dalış çeşitleri hakkında doğru bilgilere vakıf olmayan personelinin hukuka aykırı eylem ve işlemlerinin yargı organlarınca iptal edilmesi karşısında Kültür ve Tabiat Varlıklarını DEĞİL, “zedelenen kurumsal imajını” “koruma” gayreti içinde olduğu düşünülmektedir. Bu konu halihazırda ihtilaflı bir husus olup bu alanlarda başının ağrımasını istemeyen kişilerin bu alanlarda dalışın hiç bir türünü yapmaması önerilmektedir.
Bu alanlar ile ilgili en büyük sorun, bu bölgelerin İkaz Levhaları olmaksızın denizde kendinizi bir anda buralarda bulacağınız yerler olmasıdır. Bunun için ilgili haritaların öncesinde çok dikkatle incelenmesi olası bir yanlışı engelleme anlamında çok büyük öneme sahiptir.

Bu konuyu size daha evvel de açıklamaya çalıştım fakat başarılı olamadığımı anlıyorum. Önemli değil tekrarlayayım. Kültür ve Turizm Bakanlığı bir kanun hazırlamış ve Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilmiş bu kanunun 35. maddesi:
“Su altında korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu bölgeler, ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılarak Kültür ve Turizm Bakanlığınca tespit edilir ve Bakanlar Kurulu kararı ile yayımlanır. BU BÖLGELERDE, SPORTİF AMAÇLI DALIŞ YAPMAK YASAKTIR,” şeklindedir.
Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının 1380 sayılı su ürünleri kanunun usullerini düzenleyen Su ürünleri yönetmeliği Madde 17:
“Koordinatları Kültür Bakanlığınca tespit ve Resmi Gazete’de ilan edilen bölgelerde, sünger hariç, DALIŞ YAPILARAK SU ÜRÜNLERİ AVCILIĞI YASAKTIR.” şeklindedir.
Kültür ve turizm bakanlığı ayrıca Türk Karasularında Sportif Amaçlarla Yapılacak Aletli Dalışlara İlişkin Yönetmelik hazırlamış ve bu yönetmelikte :
“Madde 4 – Bu Yönetmelikte yer alan;
a)Aletsiz dalış: Dünya sportif eğitim standartları çerçevesinde hiçbir hava kaynağından faydalanmadan, teknik kuralları uygulamak suretiyle su altına inmeyi-yüzmeyi ve mümkün olduğunca su altında kalmayı sağlayan dalışları, (ABC dalışları, Skin diving)” şeklinde aletsiz dalışların tanımını yapmış ve
“Madde 5 – Askeri Yasak Bölgeler ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 35 inci maddesine göre 19.08.1989 gün ve 20257 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile gereğince Sualtında Korunması Gerekli Kültür ve Tabiat Varlıklarının bulunduğu bölgelerde BİLİMSEL ÇALIŞMALAR DIŞINDA HER TÜRLÜ DALIŞ YASAKTIR.”
buyurmuştur.
Özetlersek Kültür bakanlığı 1 kanun ve 1 yönetmelikte, Tarım ve Köy İşleri bakanlığı 1 yönetmelikte buralar her türlü dalışa yasaktır demiştir. Hiç bir Kolluk Kuvveti kanun ve yönetmelikleri görmezden gelemez. Nitekim Sg nin uyarısıyla Kültür bakanlığı yetkililerinin 1 kanun 2 yönetmelik aksini söylerken tersine sadece görüş bildirmesi yeterli görülemez. Zaten hatalarının farkına varanlar hemen ardından kanun ve yönetmeliklere aykırı görülerinini hemen düzeltmişlerdir.
Şimdi gelelim sonuca:
* Kanun ve yönetmelikler serbest dalıcılar düşünülmeden hazırlanmıştır. HATALIDIR. DÜZELTİLMELİDİR.
* Herkes (SG ve bakanlık görevlileri)bu bölgelerin serbest dalıcılara açılmasında bir sakınca görmemektedir ve serbest dalıcıların hedeflenmediğinin farkındadır.
* Fakat yöntem kolluk kuvvetlerini neden kanun ve yönetmelikleri görmezden gelmiyorlar diye suçlamak değil zor da olsa bu kanun ve yönetmelikleri düzelttirmek olmalıdır. Kanun ve yönetmelikten daha kıdemsiz olan tebliğlerle bu iş düzelmez. Tebliğler veya görüşler kanun ve yönetmelikleri yok sayamaz onlarla ters düşemez.
* Trol veya gırgır ağının dibi hallaç pamuğu gibi attığı yerlerde serbest dalıcılara yasaklama çok saçmadır.
* Hedefi doğru tayin etmek ve ona göre kanun ve yönetmeliklerin değiştirilmesi yönünde çalışmak çok daha önemlidir.
* Kültür ve Turizm bakanlığı ve Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının yetkililerini bu konuda mail ile uyarmak daha uygun bir hal tarzıdır.
Sayın Deepbluesar,
Anlaşılmaması sizin açıklayamadığınız için değil, bizim sizin açıklamanızı tatminkar bulmamamızla alakalıdır.
Kolluk kuvvetlerinin işte mevzuat böyle, ben bunu görmezden gelemem yorumu ile o mevzuatın gerçekte öyle yorumlanamayacağı arasında ciddi uçurumlar var ve bu iki uç durum arasında ise bir sürü değişik seçenek karşımıza çıkıyor.
Ne hikmet ise Kolluk, sanki yazılan başkaca yorumlanamaz gibi iddiaları seslendirirken, geçmişte yaşanmış örneklerden görüleceği üzere bu tür yorumların çok da doğru olmadığını hem Bakanlıktan almış olduğumuz bilgi edinme hem de Yargıdan alınmış cevaplarda görmek mümkün.
Geçmişte yargıya gitmeyi şahsen biz istememiş olsak da, Kolluk Türkiyede Hukuki sürecin sıkıntılı olduğunu bilerek bir yerde de işi sanki bilerek yokuşa sürüyormuşçasına git ona anlat derdini tavrında davranmış idi. Bu süreç bizler için bezdirici, uğraştırıcı iken, biz mecbur kaldığımız bu yargıya dert anlatma görevlerinden başarı ile çıkarken, aynı konular ile ilgili olarak görevlerinde suistimal yapan kolluk personeli ise Devlet adına çalıştıkları gerekçesi ile koruma altına alınmışlardı. Şevkleri kırılmasın türünde bir tavrı benimsemişti Yargı adına hareket eden merciler.
Şimdi sizin bu Kanun ve yönetmelik değişmeden bu farklı yorumlanamaz, bu kanun ve yönetmeliği değiştirtin şeklinde ifadeniz de bize gidin hakkınızı mahkemede arayın, derdinizi şeye anlatın gibi geliyor.
Geçmişte yanlış yorumlanabilen bir konuyu malum olduğu üzere Kültür Bakanlığına müracaat ederek düzelttirme yönünde attığımız adımları, Tarım Bakanlığı da takip edip Tebliğ değişikliği ile cevaplamışken ve de Yönetmelik değişikliği yapılacakken, Sahil Güvenlik Komutanlığının devreye girip, yok işte Kanunun Tam Uygulanması gibi bizce anlam ve değeri olmayan müdahaleleri sonrasında bu değişim durmuştu.
Biz gene de bildiğimiz yoldan sapmadan her şeyi yasal çerçeve içinde yapmaya devam ediyoruz. Uzun veya kısa, zor veya kolay, zahmetli veya zahmetsiz, bu yoldan dönmeden ilerleyeceğiz. Bu yönde sakal bırakmamız gerekecek ise, o sakala ak düşmesi beklenecek ise bunda bizim payımızın sıfır olacağı ortada.
Dileyen kolluk da hesapta görev yapıyorum anlayışı altında Amatör Sualtı Avcısı ile uğraşmaya ve büyük resmi ıskalamaya devam edebilir.
Tıpkı Yobaz dincilerin Din’in Hayır ve Barış için bir sürü emri varken, Din’i sürekli insanlığın huzur ve mutluluğunu bozacak yönde hareket etmesi gibi, Kanun ve Yönetmeliklerin de insan aklının süzgeçlerinden geçip hayır ve barış için yorumlanması gerekir. Hepimiz okuduğumuz metinleri anlıyoruz. Evet, ortada ihtilaf yaratabilecek metinler var. Ama hepimiz biliyoruz ki, esasında bu dalış yasakları ile ilgili hususlar Amatör Sualtı Avcısı düşünülerek kast edilmemiş. Şimdi ben bunu başka türlü yorumlamam ve basarım cezayı denirse, buna tek dur diyecek merci Hukuk kalır.
Mevcut Kanun ve Yönetmeliklerin yanlış olduğu çıkarımı yapıldığı halde, Kolluk bu mevzuatın değiştirilmesi yönünde yapılanı takdir etmediği gibi, kurumları kendini düşünüp itibar kaybetmeyelim diye, yasakçılığı benimserse, ilgililere gidip yasaklayın bitsin, başım ağrımasın derse bizlerin Sivil Toplum olarak işimiz şüphesiz ki zorlaşır.
Burada bizler Sivil Toplum olarak yinede uğraşmaya ve hakkımız olanı aramaya devam edeceğiz, Kolluk ister desteklesin ister desteklemesin. Yoksa Kolluk adına hareket eden münferit birkaç kişinin kendi kurumları içinde biz doğruyu söylüyoruz dendiği yerde Kurumsal tepki hala bu alanlar yasak olsun diyorsa, bunu da sizin takdirlerinize bırakıyoruz.
Saygılarımızla
Sorun yönetmeliklerden kaynaklanmıyor. Sorun 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunun 35. maddesinde geçen “Bu bölgelerde, sportif amaçlı dalış yapmak yasaktır” ibaresinden kaynaklanıyor. Bu ibare değişse tüm yönetmelikler, tebliğler ve görüşler mecburen değişecek. Sorunun kaynağını değiştirtmeden haklıda olsanız daha önce olduğu gibi sonucu değiştiremezsiniz.
Aslında Kültür bakanlığına bilgi edinme kanunu çerçevesinde yaptığınız ilk başvurnun cevabı olan görüşten anlaşıldığı üzere, bu bölgelerin yasaklanmasında serbest dalalanlar hedeflenmemiş. Trole, gırgıra, hertürlü avcılığa ve dip tabiatını dalmadan bozan işleme açık, fakat nefesiyle avlananlara bile yasak olması saçma ve düzeltilmeli. Ayrıca yıllar önce yapılmış doğruluğu tartışılır, seçilmiş bölgelerin yeniden değerlendirilmesi gerekli diye düşünüyorum. Bu iki konuda toplu hareket etmek lazım. Kültür bakanlığına baskı yapmak lazım. Yoksa bu kanunun içeriği değişmeden saçmalık sürer gider. Siz de kolluk kuvvetlerine niye kanunu uyguluyorlar diye kızıp durursunuz.
bakanlığın kanunu değiştirmeden, yeterli araştırmayı yapmadan kanuna aykırı, hiç bir önemi ve kıymeti olmayan görüş bildirdiği için Kolluk kuvvetlerininhatalı olduğu konusunda uyarması size karşı yapılmış bir olay değil. Üzerinize alınmayın. Sonucu amatör dalıcılar için kötü de olsa doğru prosüdür bu.
Selamlar sayın deepbluesar
Kolluk kuvvetlerine niye kanunu uyguluyorlar diye kızıp duruyorsunuz demişsiniz. Yakın zaman önce aldığımız bir mahkeme kararı ile kime niye kızdığımızı tekrar kanıtlamış olduk sanırım. Dalışa yasak sahada kesilen bir ceza hakkında iptal kararı aldık. Şimdilik kararı yayınlamayı düşünmüyoruz ancak devamının da geleceği aşikar. Sonuçta yasak sahada kesilen cezalarda bir bir dönmeye başlayacak bu durumda kanunu niye uyguluyorlar değilde niye doğru uygulayamıyorlar diyerek kızıp durduğumuz anlaşılacak.
Buyrun bir de buradan bakın mümkünse,
Ne diyor 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Kanunu 35. Madde de:
Su altında korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu bölgeler, ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılarak Kültür ve Turizm Bakanlığınca tespit edilir ve Bakanlar Kurulu kararı ile yayımlanır. Bu bölgelerde, sportif amaçlı dalış yapmak yasaktır, ikinci fıkra hükümlerine göre izin almak şartıyla araştırma ve kazı yapılabilir.
Sonra da napıyor, gidiyor Yönetmelik çıkarıyor ve o yönetmeliğin KAPSAM kısmında ne diyor?:
Kapsam
Madde 2 – Bu Yönetmelik 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 35 inci maddesine göre Bakanlar Kurulu kararıyla tespit ve ilan edilen Su Altında Korunması Gerekli Kültür ve Tabiat Varlıklarının bulunduğu bölgeler ile askeri yasak bölgeler dışında sportif amaçla yapılacak aletli dalışların şartlarını kapsar.
Daha neyi tartışıyoruz ki?
Kanunda esasında bir kelime eksik(ALETLİ) atlayarak yazdığı hususu gidiyor, yönetmeliği ile şekillendiriyor. Ve bu kapsam kısmı eksik yazıldığı için bağıra bağıra belirtilen SPORTİF AMAÇLA YAPILACAK ALETLİ DALIŞ ifadesi gidiyor sanki ALETSİZ dalışlar da bu yönetmeliğin kapsamında yasaklanmış gibi algılayıp iş taaaa Amatör Sualtı Avcılığına kadar götürülüyor. Oysa ya kanundaki metin şöyle olamalı:
Su altında korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu bölgeler, ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılarak Kültür ve Turizm Bakanlığınca tespit edilir ve Bakanlar Kurulu kararı ile yayımlanır. Bu bölgelerde, sportif amaçlı ALETLİ dalış yapmak yasaktır, ikinci fıkra hükümlerine göre izin almak şartıyla araştırma ve kazı yapılabilir.
Ya da yönetmelik şöyle,
Madde 5 – Askeri Yasak Bölgeler ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 35 inci maddesine göre 19.08.1989 gün ve 20257 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile gereğince Sualtında Korunması Gerekli Kültür ve Tabiat Varlıklarının bulunduğu bölgelerde bilimsel çalışmalar dışında her türlü ALETLİ dalış yasaktır.
Bu kadar basit.
Hala bunu başkaca bir yere yoracağım diyen varsa da buna ancak helal olsun demek gerekiyor herhalde.
Dalışa yasak sahada kesilen bir ceza hakkında iptal kararı almışsınız hayırlı olsun.